|
Hz. İsa, Allah'ın seçkin kıldığı bir peygamberdir; dünya tarihinde hakkında
en çok konuşulan elçilerden de birisidir. Bu konuşulanlardan, neyin doğru
neyin yanlış olduğunu seçmemize yarayacak kaynak ise, Allah'ın koruması
altında bulunan tek İlahi kitap olan Kuran'dır.
İsa Peygamber ile ilgili gerçek bilgilere ulaşmak için Kuran'a
başvurduğumuzda şunları görürüz:
"İnkarcılar onu öldürmek için tuzak kurmuşlardır, ama Allah bu tuzağı
bozmuştur." (Al-i İmran Suresi, 54)
Allah, inkarcıların Hz. İsa'yı öldürmelerine izin vermemiş, onu Kendi katına
yükseltmiştir. Ve tekrar yeryüzüne döneceğini insanlara müjdelemiştir.
İsa Peygamberi öldürmek için tuzak kuran inkarcıların onu kesinlikle
öldüremedikleri bir ayette şöyle vurgulanır: "Ve : "Biz, Allah'ın Resulü
Meryem oğlu Mesih İsa'yı gerçekten öldürdük" demeleri nedeniyle de (onlara
böyle bir ceza verdik) Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara
(onun) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler,
kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin
hiçbir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler." (Nisa Suresi, 157)
Hz. İsa'nın ölmediği insanların yaşadığı boyuttan, Allah katına
yükseltildiği ayette şöyle bildirilir: "Hayır; Allah onu kendine
yükseltti. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir." (Nisa
Suresi, 158)
Al-i İmran Suresi'nin 55. ayetinde, Hz. İsa'ya uyanların kıyamete kadar
inkara sapanların üstüne geçirileceği haber verilmektedir. Günümüzden 2000
yıl kadar önce Hz. İsa'ya tabii olan havarilerin hiçbir siyasi güce sahip
olmadıkları tarihi bir gerçektir. Bu dönem ile günümüz arasında yaşayan ve
kendilerini Hıristiyan olarak adlandıranların ise başta teslis (üçleme)
olmak üzere pek çok sapkın inancı savundukları, dolayısıyla gerçek anlamda
İsevi olarak tabir edilemeyecekleri de açıktır. Kuran'ın birçok ayetinde
teslise inananların inkara saptıkları ifade edilir. O halde kıyamet saati
öncesindeki bir dönemde, inkarcılara üstün gelecek gerçek İseviler ortaya
çıkacak Al-i İmran Suresi'ndeki İlahi vaat de böylece tecelli edecektir.
Kuşkusuz müjdelenmiş bu topluluk, Hz. İsa'nın yeryüzüne dönüşüyle kendini
gösterecektir.
Kuran'da verilen bir diğer bilgi de Hz. İsa'nın ölümünden önce tüm Ehli
Kitap'ın kendisine iman edeceği şeklindedir: "Andolsun, Kitap Ehlinden,
ölmeden önce ona (Hz. İsa'ya) inanmayacak kimse yoktur. Kıyamet günü, o (Hz.
İsa) da onların aleyhine şahit olacaktır." (Nisa Suresi, 159)
Bu ayetten açıkça anlaşılmaktadır ki, Hz. İsa ile ilgili olarak henüz
gerçekleşmemiş olan üç İlahi vaat vardır. İlk olarak, İsa Peygamberin her
insan gibi yaşadıktan sonra öleceği bildirilmektedir. İkinci vaat, tüm Ehli
Kitap'ın onu cismani olarak göreceği ve ona yaşarken itaat edeceğidir.
Şüphesiz söz konusu bu iki haber de Hz. İsa'nın kıyamet öncesindeki
gelişinde gerçekleşecek olaylardır. Ayetteki üçüncü haber olan Hz. İsa'nın
Ehli Kitap hakkındaki şahitliği de kıyamet gününde gerçekleşecektir.
Kuran'da Hz. İsa'nın durumunu açıklayan bir diğer ayet ise Meryem Suresi'nde
geçmektedir.
"Selam üzerimedir; doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak
yeniden-kaldırılacağım gün de." (Meryem Suresi, 33)
Bu ayet Al-i İmran Suresi'nin 55. ayetiyle birlikte incelendiğinde çok
önemli bir gerçeğe işaret etmektedir. Al-i İmran Suresi'ndeki ayette Hz.
İsa'nın Allah katına yükseltildiği ifade edilmektedir. Bu ayette ölme ya da
öldürülme ile ilgili bir bilgi verilmemektedir. Ancak Meryem Suresi'nin 33.
ayetinde Hz. İsa'nın öleceği günden bahsedilmektedir. Bu ikinci ölüm ise
ancak Hz. İsa'nın ikinci kez dünyaya gelişi ve bir süre yaşadıktan sonra,
vefat etmesiyle mümkün olabilir. (En doğrusunu Allah bilir)
|
Hz. İsa'nın yeryüzüne dönüşüne işaret eden bir diğer ayet şöyledir: "Ona
(Hz. İsa'ya) kitabı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretecek." (Al-i İmran
Suresi, 48)
Tevrat ve İncil ile birlikte aynı ayette kullanılması halinde kitap, Kuran
anlamını ifade etmektedir; Al-i İmran Suresi'nin 3. ayeti buna bir örnek
olarak verilebilir. Bu durumda, 48. ayetteki Hz. İsa'nın öğreneceği
bildirilen kitap da ancak Kuran olabilir. İsa Peygamberin bundan yaklaşık
2000 sene önceki yaşamında, Tevrat ve İncil üzerine bilgi sahibi olduğu
bilinmektedir. Kuran'ı öğrenmesinin ise yeniden gelişinde gerçekleşeceği
açıktır.
Al-i İmran Suresi'nin 59. ayetindeki "şüphesiz, Allah katında İsa'nın
durumu, Adem'in durumu gibidir" ifadesi de oldukça dikkat çekicidir. Bu
ayette iki peygamber arasındaki bazı benzerliklere dikkat çekilmiş olabilir.
Hem Hz. Adem hem de Hz. İsa babasızdır. Ayrıca yukarıdaki ayette, Hz.
Adem'in cennetten yeryüzüne indirilmesi, Hz. İsa'nın Ahir Zaman'da Allah
katından yeryüzüne indirilmesine de benzetilmiş olabilir. Kuran'da Hz. İsa
ile ilgili şöyle bir bilgi de verilmektedir: "Şüphesiz o (Hz. İsa)
kıyamet-saati için bir ilimdir. Öyleyse ondan (kıyametten) yana hiçbir
kuşkuya kapılmayın ve bana uyun. Dosdoğru yol budur." (Zuhruf Suresi, 61)
Hz. İsa, Kuran'ın indirilişinden altı yüzyıl önce yaşamıştır. O halde
yukarıdaki ayette bildirilen, onun ilk hayatının değil ahir zamandaki
dönüşünün kıyamet için bir bilgi kaynağı olacağıdır. Hz. İsa'nın ikinci
gelişi hem Hıristiyan hem de İslam dünyasında sabırsızlıkla beklenmektedir.
Bu kutlu misafirin yeryüzünü şereflendirmesiyle de çok önemli bir kıyamet
alameti daha tecelli etmiş olacaktır.
Hz. İsa'nın tekrar dünyaya geleceği ile ilgili bir başka delil ise Maide
Suresi 110. ayette ve Al-i İmran Suresi 46. ayette geçen "kehlen"
kelimesidir. Ayetlerde şöyle buyurulmaktadır: "Allah şöyle diyecek: "Ey
Meryemoğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla. Ben seni Ruhu'l-Kudüs
ile destekledim, beşikte iken de, yetişkin (kehlen) iken de insanlarla
konuşuyordun..." (Maide Suresi, 110)
"Beşikte de, yetişkinliğinde (kehlen) de insanlarla konuşacaktır. Ve O
salihlerdendir." (Al-i İmran Suresi, 46)
Bu kelime Kuran'da sadece yukarıdaki iki ayette ve sadece Hz. İsa için
kullanılmaktadır. Hz. İsa'nın yetişkin halini ifade etmek için kullanılan
"kehlen" kelimesinin anlamı "otuz ile elli yaşları arasında, gençlik
devresini bitirip ihtiyarlığa ayak basan, yaşı kemale ermiş kimse"
şeklindedir. Bu kelime İslam alimleri arasında ittifakla "35 yaş sonrası
döneme işaret ediyor" şeklinde çevrilmektedir.
Hz. İsa'nın genç bir yaş olan otuz yaşının başlarında göğe yükseldiğini,
yeryüzüne indikten sonra kırk yıl kalacağını ifade eden ve İbn Abbas'tan
rivayet edilen hadise dayanan İslam alimleri, Hz. İsa'nın yaşlılık
döneminin, tekrar dünyaya gelişinden sonra olacağını, dolayısıyla bu ayetin,
Hz. İsa'nın yeniden yeryüzüne gelişine dair delil olduğunu söylemektedirler.
(Faslu'l-Makal fi Ref'I İsa Hayyen ve Nüzulihi ve Katlihi'd-Deccal, s. 20)
Kuran ayetlerinde bu ifadenin bir tek Hz. İsa için kullanıldığını görürüz.
Tüm peygamberler insanlarla konuşup, onları dine davet etmişlerdir. Hepsi de
yetişkin oldukları dönemde tebliğ görevini yerine getirmişlerdir. Ancak
Kuran'da hiçbir peygamber için bu şekilde bir ifade kullanılmamıştır. Bu
ifade sadece Hz. İsa için ve mucizevi bir durumu ifade etmek amacıyla
kullanılmıştır. Çünkü ayetlerde birbiri ardından gelen "beşikte" ve
"yetişkin iken" kelimeleri iki büyük mucizevi zamana dikkat çekmektedirler.
Hz. İsa'nın beşikteyken konuşması bir mucizedir. Bu görülmüş bir olay
değildir ve ayetlerde bu mucizevi olay birçok kez anlatılmaktadır. Bu
kelimenin hemen ardından gelen "yetişkin iken de insanlarla konuşması"
şeklindeki ifadenin de bir mucize olduğu anlaşılmaktadır. Eğer "yetişkin
iken" ifadesi, Hz. İsa'nın Allah katına alınmadan önceki hayatına işaret
ediyor olsaydı, o zaman Hz. İsa'nın konuşuyor olması bir mucize olmayacaktı.
Bir mucize olmadığı için de beşikteyken konuşmasının ardından ve bu mucizevi
durumla eşdeğer bir anlamda kullanılmazdı. O zaman "beşikten yetişkin
oluncaya kadar" şeklinde bir ifade kullanılırdı ki, bu da, Hz. İsa'nın
beşikte konuşmaya başlamasından göğe yükseltilmesine kadar süren tebliğini
anlatmış olurdu. Ancak ayette iki büyük mucizevi zamana dikkat
çekilmektedir. Bunlardan birincisi beşikteyken konuşması, ikincisi ise
yetişkin iken konuşmasıdır. Dolayısıyla mucizevi bir döneme işaret eden
"yetişkin iken" ifadesi, Hz. İsa'nın mucizevi bir şekilde tekrar yeryüzüne
döndükten sonraki dönemde, yetişkin iken insanlarla konuşmasıdır. (En
doğrusunu Allah bilir)
Hz. İsa'nın yeryüzüne ikinci kez gelişi hakkındaki bilgiler Peygamber
Efendimizin hadislerinde de mevcuttur. Peygamberimizin birçok hadisinde bu
müjdenin yanı sıra Hz. İsa'nın dünyada yapacakları ile ilgili haberler de
bulunmaktadır. (Daha geniş bilgi edinmek için HARUN YAHYA'nın "Hz. İsa
Gelecek")
Burada önemli bir konuyu daha hatırlatmakta yarar vardır: Hz. Muhammed (sav)
Allah'ın insanlara gönderdiği son peygamberdir. Allah Peygamberimize Kuran'ı
vahyetmiş ve kıyamete kadar tüm insanları Kuran'a uymaktan sorumlu
tutmuştur. Hz. İsa da ahir zamanda bir mucize olarak dünyaya gelecek, ancak
Peygamberimizin de bildirdiği gibi, yeni bir din getirmeyecektir.
Peygamberimiz tarafından insanlığa öğretilen hak din Kuran'da bildirilen
İslam dinidir ve Hz. İsa da yeryüzüne ikinci gelişinde Kuran'a tabi
olacaktır.
|