|
Sizi geceleyin vefat ettiren (teveffakum) ve
gündüzün "güç yetirip etkilemekte olduklarınızı" bilen, sonra adı konulmuş ecel
doluncaya kadar onda sizi dirilten O'dur... (Enam Suresi, 60)
Bu ayette "vefat ettirme" olarak tercüme edilen kelime ile,
Al-i İmran Suresi'nin 55. ayetinde geçen kelime aynıdır, yani her iki ayette de
"teveffa" kelimesi geçmektedir. İnsanın, gece içinde bulunduğu durum ölüm
olmadığına göre yukarıdaki ayette geçen "teveffakum" kelimesinin ölümü
kastetmediği, doğru tercümenin "geceleyin canlarınızı alan" şeklinde olması
gerektiği açıktır. Aşağıdaki ayette ise aynı kelime şu şekilde geçmektedir:
Allah, ölecekleri (mevt) zaman canlarını alır
(teveffa); ölmeyeni de uykusunda (canını alır) (lem temut). Böylece, kendisi
hakkında ölüm kararı (el mevte) verilmiş olanı tutar, öbürüsünü ise adı konulmuş
bir ecele kadar salıverir... (Zümer Suresi, 42)
Bu ayetten de anlaşılacağı gibi, Allah uyuyan insanın canını
almaktadır, ama hakkında ölüm kararı verilmemiş olanı eceli gelinceye kadar
tekrar salıvermektedir. Bu haliyle insan bildiğimiz manada ölmüş olmaz. Yalnızca
geçici bir süre için ruhu bedeninden ayrılmış farklı bir boyuta girmiş olur.
Allah uyanacağı zaman insanın ruhunu bedenine iade eder. Prof. Dr. Süleyman Ateş
de tefsirinde "teveffa" kelimesini şu şekilde açıklamıştır:
Teveffinin, uyku manasında kullanıldığını söyleyenlere göre -ki
çoğunluk bu görüştedir- ayetin takdiri "Seni uyutacağım" şeklindedir. Sonuç
olarak Hz. İsa'nın uykudakine benzer bir duruma sokularak Allah Katına
yükseltildiğini, olayın bildiğimiz ölüm olmadığını, sadece bu boyuttan bir
ayrılış olduğunu söyleyebiliriz. (Doğrusunu en iyi Allah bilir.)4
2) Katele: Öldürmek
Kuran'da ölüm konusu anlatılırken genelde kullanılan kelime
Arapça'da "öldürmek" anlamına gelen "katele" kelimesidir. Mümin Suresi'nde
"katele" kelimesi şu şekilde kullanılmaktadır:
Firavun dedi ki: "Bırakın beni, Musa'yı öldüreyim
(aktul) de o (gitsin) Rabbine yalvarıp-yakarsın"... (Mümin Suresi, 26)
Ayette geçen "Musa'yı öldüreyim" ifadesinin Arapçası "aktul
Musa" şeklindedir. Bu kelime katele fiilinden türemiştir. Bir diğer ayette ise
aynı kelime şu şekilde kullanılmaktadır:
... Peygamberleri haksız yere öldürmelerindendi
(yaktulune)... (Bakara Suresi, 61)
Ayette geçen "öldürmelerindendi" kelimesinin Arapçası
"yaktulune" şeklindedir ve yine aynı şekilde katele kelimesinden türemiştir. Ve
tercümede de açıkça ifade edildiği gibi "öldürmek" anlamına gelmektedir.
Aşağıda peygamberlerin ölümünü açıklayan bazı ayetlerde
"katele" fiilinin ne şekilde kullanıldığı belirtilmektedir. Parantez içinde
anlamları bildirilen tüm kelimelerin fiil kökleri KATELE'dir:
... Onların bu sözlerini ve peygamberleri haksız
yere öldürmelerini (katlehum) yazacağız... (Al-i İmran Suresi, 181)
...
De ki: "Eğer inanıyor idiyseniz, daha önce ne diye Allah'ın peygamberlerini
öldürüyordunuz?" (taktulune) (Bakara Suresi, 91)
Allah'ın ayetlerini
inkar edenler, peygamberleri haksız yere öldürenler (yaktulune) ve insanlardan
adaleti emredenleri öldürenler; (yaktulune)... (Al-i İmran Suresi,
21)
"Öldürün (uktulu) Yusuf'u veya onu bir yere atıp-bırakın..." (Yusuf
Suresi, 9)
"Ey Musa, önde gelenler, seni öldürmek (li yaktulu) konusunda
aralarında görüşmektedirler..." (Kasas Suresi, 20)
Bunun üzerine kavminin
(İbrahim'e) cevabı yalnızca: "Onu öldürün (uktuluhu) ya da yakın" demek oldu...
(Ankebut Suresi, 24)
3) Haleke: Ölmek
Kuran'da öldürme fiili için kullanılan bir diğer kelime ise
"haleke" fiilidir. Haleke kelimesi ayetlerde "helak olmak, ölmek" anlamlarında
kullanılmaktadır. Örneğin Mümin Suresi'nin 34. ayetinde şu şekilde
geçmektedir:
... Sonunda o, vefat edince, (haleke) demiştiniz ki;
"Allah, ondan sonra kesin olarak bir elçi göndermez... (Mümin Suresi, 34)
Ayette, Türkçeye "vefat edince" olarak çevrilen ifadenin
Arapçası "iza heleke" şeklindedir ve bu kelimenin anlamı da ölmektir.
4) El Mevte: Ölüm
Kuran'da peygamberlerin ölümüyle ilgili olarak kullanılan bir
diğer kelime ise "el mevte" kelimesidir. Mate kelimesi ayetlerde "ölmek"
anlamında kullanılmaktadır. Bunlardan biri Sebe Suresi'nde Hz. Süleyman ile
ilgili olarak bildirilmektedir:
Böylece onun (Süleyman'ın) ölümüne (el mevte) karar
verdiğimiz zaman, ölümünü (mevtihi), onlara, asasını yemekte olan bir ağaç
kurdundan başkası haber vermedi... (Sebe Suresi, 14)
Aynı kökenden gelen bir diğer kullanım ise Hz. Yahya'ya yönelik
olarak kullanılmaktadır:
Ona selam olsun; doğduğu gün, öleceği gün (yemutu)
ve diri olarak yeniden-kaldırılacağı gün de. (Meryem Suresi, 15)
Bu ayette "öleceği" şeklinde çevrilen kelimenin Arapçası
"yemutu" kelimesidir. Aynı kelime Hz. Yakub'un ölümü ile ilgili ayetlerde de
geçmektedir. Bakara Suresi'nde şu şekilde kullanılır:
Yoksa siz, Yakub'un ölüm anında (el mevte) orada
şahidler miydiniz?.. (Bakara Suresi, 133)
Bu ayette geçen "el mevte" kelimesi de yine aynı kökten
gelmekte ve ölüm anlamı taşımaktadır.
Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) ile ilgili bir ayette ise
"katele" ve "mate" fiilleri aynı anda kullanılmaktadır:
Muhammed, yalnızca bir elçidir. Ondan önce nice
elçiler gelip-geçmiştir. Şimdi o ölürse (mate) ya da öldürülürse, (kutile) siz
topuklarınız üzerinde gerisin geriye mi döneceksiniz?... (Al-i İmran Suresi,
144)
Mate (ölmek) kökünden gelen mevt kelimesi, yine peygamber
ölümlerinin anlatıldığı başka ayetlerde de geçmektedir:
... Dedi ki: "Keşke bundan önce ölseydim de (mittu),
hafızalardan silinip unutuluverseydim." (Meryem Suresi, 23)
Senden önce
hiçbir beşere ölümsüzlüğü (el hulde) vermedik; şimdi sen ölürsen (mitte) onlar
ölümsüz mü kalacaklar? (Enbiya Suresi, 34)
"Beni öldürecek (yumituni),
sonra diriltecek olan da O'dur." (Şuara Suresi, 81)
4) Halid: Ölümsüz
Ayetlerde yer alıp, doğrudan ölmek ya da öldürmek fiilini
değil, ancak ölümsüzlüğü ifade eden bir başka kelime ise "halid" kelimesidir.
Halid kelimesinin anlamı kalıcı olmak, bekası devam etmek şeklindedir. Enbiya
Suresi'nde "halid" kelimesi şu şekilde kullanılmıştır:
Biz onları, yemek yemez cesetler kılmadık ve onlar
ölümsüz (halidiyne) değillerdi. (Enbiya Suresi, 8)
5) Salebe: Asmak
Kuran'da peygamberlerin ölümleri anlatılırken kullanılan
kelimelerden biri de salebe (asmak) fiilidir. Salebe fiili "asmak, çarmıha
germek ve idam etmek" gibi anlamlara gelmektedir. Bu fiil bazı ayetlerde şu
şekilde kullanılmaktadır:
... Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar (ma
salebu) ... (Nisa Suresi, 157)
... Biri efendisine şarap içirecek, diğeri
ise asılacak (yuslebi)... (Yusuf Suresi, 41)
... Ancak öldürülmeleri
asılmaları (yusallebu)... (Maide Suresi, 33)
Muhakkak ellerinizi ve
ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi idam edeceğim. (usallibennekum)
(Araf Suresi, 124)
Ayetlerde de görüldüğü gibi Hz. İsa'nın vefatıyla diğer
peygamberlerin ölümlerinin aktarıldığı ayetler birbirinden çok farklı
kelimelerle ifade edilmektedir. Allah Kuran ayetlerinde Hz. İsa'nın
öldürülmediğini, asılmadığını, insanlara onun bir benzerinin gösterildiğini, onu
vefat ettirdiğini (yani uykudaki gibi canını aldığını) ve Kendi Katına
yükselttiğini bildirmiştir. Hz. İsa için "canını almak" anlamına gelen "teveffa"
fiili kullanılırken, diğer peygamberler için normal ölümü ifade eden "katele" ya
da "mevt" gibi ifadeler kullanılmaktadır. Bu bilgiler ise bize Hz. İsa'nın
durumunun olağanüstülüğünü bir kez daha göstermektedir. |