Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Ahir Zaman Alametleri 1






ANASAYFA

Hz.isa gelecek 1

Hz.isa gelecek 2

Hz.isa gelecek 3

Mehdinin gelisi 1

Mehdinin gelisi 2

Deccal in gelisi

Yecuc ve Mecuc

Dabbetul-arz

Kuran mucizeleri 1

Kuran Mucizeleri 2

Kuran Mucizeleri 3

Not defterim

Ahir Zaman Alametleri 1

Ahir Zaman Alametleri 2

Ahir Zaman Alametleri 3

Forum

Linklerim

Kisisel Sayfam

  


  KİTAPLAR  |  FİLMLER  |  SES KASETLERİ  |  MAKALELER  |  ANA SAYFA
 

ARAMA

 


 
AHİR ZAMAN VE DABBETÜ'L-ARZ

 

O söz, başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir Dabbe çıkarırız; o da, insanların bizim
ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler.
(Neml Suresi, 82)

 

AHİR ZAMAN ALAMETLERİ

Ahir zaman alametleri ile ilgili Peygamber Efendimizin pek çok hadisi bulunmaktadır. Bu hadisler birçok büyük İslam aliminin kitaplarından bizlere nakledilmiştir. Bu bölümde söz konusu hadislerin günümüzle olan bağlantıları incelenecektir. Bunun yanısıra hadislerde, içinde bulunduğumuz dönemin ortam ve şartlarının açıkça tarif edildiği ve çok yakın geçmişte arka arkaya gerçekleşen bazı kritik olayların mucizevi bir biçimde haber verildikleri de gözler önüne serilecektir.

Şimdi hadislerde bildirilen ahir zaman alametlerini ana maddeler halinde inceleyelim.

1) Fitnelerin Çoğalması

2) Haramların Helal Sayılması

3) Dünyayı Karışıklık ve Kargaşanın Kaplaması

4) İran-Irak Savaşı

5 ) Afganistan'in İşgali

6) Fırat'ın Suyunun Kesilmesi

7) Ramazan'da Ay ve Güneş Tutulmaları

8) Kuyruklu Yıldızın Doğması

9) Kabe Baskını ve Kabe'de Kan Akıtılması

10) Doğu Tarafından Bir Ateşin Görülmesi

11) Büyük ve Hayret Verici Olayların Meydana Gelmesi

12) Güneşten Bir Alametin Belirmesi

1) FİTNELERİN ÇOĞALMASI

İnsanların yaşam şartlarının güçleştiği, Allah'ın ve dinin çeşitli şekillerde yalanlanarak insanların imanlarının zayıflatılmaya, yok edilmeye çalışıldığı şiddetli imtihan ortamları İslami kaynaklarda "fitne" ortamı olarak tanımlanır.

Yan sayfadaki hadis de ahir zamanda önce müminlerin imanlarının zayıflayacağı ve buna sebep olacak gelişmeler haber verjlmektedir.

Eğer kısaca özetleyecek olursak, ahir zaman ve Mehdi öncesi şu olaylar belirecektir:

1- ÖLÜM: Anarşi ve yaygın katliamlar neticesinde halkın can güvenliğinin kalmaması ve bunun meydana getirdiği tedirginlik ortamı.

2- AÇLIK: Hayat pahalılığı sebebiyle meydana gelen geçim sıkıntısı. Felaketler ve doğal afetler sonucunda kıtlıkların, açlığın artması.

3- FİTNELER: Haramların küçük-büyük herkesin arasında, alabildiğince yaygınlaşması ve teşvik görmesi. Her türlü ahlaksızlığın insanların gözleri önünde yapılması.

4- BİDATLERİN ORTAYA ÇIKMASI: Dinin aslında olmadığı halde sonradan ortaya çıkarılan adetlerin dinin esaslarıymış gibi kabul edilmesi.

5- DİNİ ANLATMA İMKANLARININ KAYBOLMASI: İyiliğin emredilmesi ve kötülüğün engellenmesi, kısacası tebliğ imkanının kaybolması ile meydana gelen boşluk.

Fitne ortamları sağlam imana sahip müminler için imanlarının, sabırlarının ve ahiretteki derecelerinin artmasına vesile olurken, zayıf ve yüzeysel imana sahip geniş kesimlerin imanlarını kaybetmelerine ya da imanlarının daha da zayıflamasına yol açar. İşte Mehdi bu tür bir fitne ortamının en yoğun ve şiddetli olarak yaşandığı bir dönemde ortaya çıkacaktır:

 

 

 

 

Kıyamet yaklaştığı zaman ve müminlerin kalbi; ölüm, açlık, fitneler, sünnetlerin kaybolması, bid'atlerin ortaya çıkması, emri bil maruf ve nehyi anıl münker (iyiliği emredip kötülükten menetme) imkanlarının kaybolması gibi sebeplerle zayıfladığı zaman benim evlatlarımdan Mehdi ile Cenab-ı Hak sünnetleri ihya eder. Onun adalet ve bereketi ile müminlerin kalbi ferahlar, Acem (Arap olmayan) ve Arap milletleri arasında ülfet ve muhabbet yerleşir.

(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 66)

 

Başka hadislerde de ahir zamanda Mehdi'nin, her yere erişmiş çok yaygın bir fitne varken ortaya çıkacağı bildirilmektedir:

 

Mehdi, fitnelerin zuhur ettiği bir zaman aralığında gelecek.

(Mektubat-ı Rabbani, 2-258)

 

 

Mağrib'de (batıda) karışıklıklar, fitneler ve korku olacak. Açlık ve hayat pahalılığı alabildiğine yayılacak. Fitneler çoğalacak.

(Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, s.440)


 




 

 

 

Hiçbir tarafın ondan mahfuz kalmayacağı bir fitne zuhur edecek, bu fitne kaldığı yerden hemen başka bir tarafa yayılacak ve bu durum bir münadinin semadan seslenerek: "Ey insanlar, emiriniz artık Mehdi'dir" demesine kadar devam edecektir.

(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)

 

 

 

 

Hadislerde herkese ulaşacak, hızla yayılacak bir fitneden bahsedilmektedir. Yani herkesin haberdar olacağı, dine ve Allah'a karşı ortaya sürülen bir fitne insanların imanlarını hedef alacaktır. Günümüzde, Allah'ın varlığına ve dinin yaşanmasına karşı öne sürülen en geniş çaplı fikri akım materyalist felsefedir. Bu felsefenin kendisine dayanak aldığı sözde bilimsel temel ise "evrim teorisi"dir. Hiçbir bilimsel ve mantıksal delile dayanmadığı, tamamen akıl ve bilim dışı olduğu halde, güçlü propaganda, aldatmaca ve göz boyama yöntemleriyle bu safsata dünya çapında belirli materyalist odaklar tarafından kitlelere empoze edilmeye çalışılmaktadır.


Charles Darwin

Bugün evrim teorisinin gerek basın gerekse televizyon yoluyla hemen hemen girmediği hiçbir ev, bu teoriyi duymayan hiç kimse yok gibidir. Bu durum, bütün Batı dünyası için geçerli olduğu gibi Müslüman ülkeler için de geçerlidir. Öyle ki ders kitaplarına bile sokulmuş olan bu teori öne sürdüğü sayısız yalan ve göz boyamalarla daha çocuk yaşlardan itibaren insanlara telkin edilmekte; tesadüfler sonucunda meydana geldikleri, maymundan türedikleri gibi gülünç safsatalarla insanlar yanıltılmaktadır. İlkokullardan üniversitelere kadar gençlerin evrimci yalanlarla beyinleri yıkanmaktadır.

Burada dikkat çekici bir nokta daha vardır: Peygamberimiz (sav)'in hadisinde belirttiği gibi bir fitnenin dünyanın her yerine nüfuz etmesi ve hızla yayılması, ancak günümüzdeki gibi teknolojik imkanlarla (basın, yayın, internet, uydu iletişimi, vs...) gerçekleşebilir. Geçmişteki şartlarda bir fitnenin dünya çapında bu kadar geniş alana yayılma imkanı bulması mümkün değildir. Nitekim bugüne kadar Allah'ın varlığına, yaratılışa ve dine karşı savaş açmış, dünya çapında yaygın bir başka fitne daha geçmişte görülmemiştir. Tüm bunlar Mehdi'nin çıkış zamanının içinde yaşadığımız dönemde olacağına dair önemli işaretlerdir.Ancak şunu da hatırlatmalıyız ki, hadislerde Mehdi'nin gelmesiyle bu fitnenin sona ereceği de müjdelenmektedir.

2) HARAMLARIN HELAL SAYILMASI

Günümüzde fuhuş, kumar, içki, faiz, rüşvet gibi birçok fiil, haram olmalarına rağmen halkın büyük bir çoğunluğu tarafından ve giderek artan bir oranda işlenmektedir. Üstelik bu haramları işleyenler övülmekte ve teşvik edilmekte, işlemeyenler ise yerilmekte ve aşağılanmaktadırlar. Yapılan istatistikler ise bu konudaki sayının giderek arttığını göstermektedir. Son birkaç on yıl içinde son derece yaygın bir hale gelmiş bu sınır tanımayan, helali, haramı göz ardı eden, her türlü azgınlığı mubah sayan yaşam tarzı hadislerde tarif edilen ortamı çok açık bir şekilde yansıtmaktadır. Mehdi'nin çıkış habercisi olan bu karanlık ortam hadislerde şöyle tarif edilir:

 

 

Bir fitne görülür, bunu diğer fitneler takip eder… bundan sonra bütün haramların helal sayılacağı bir fitne gelir…

(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 26)


 

 

 

Küfür her yanı istila edip hükmü cemiyet içinde aşikare işlenmedikçe Mehdi zuhur etmez. Bu vakitte vaki olan ise… küfrün istilasıdır. Onun kuvvetidir.

(Mektubat-ı Rabbani, 2-259)


 











 

Hz. Mehdi, bütün haramların helal sayıldığı büyük bir fitneden sonra çıkacaktır.

(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)

 

 

 

 

 

 

3) DÜNYAYI KARIŞIKLIK VE KARGAŞANIN KAPLAMASI

 

 

 

Dünya hercü merc* içinde kaldığında, fitneler zuhur ettiğinde, yollar kesildiğinde, bazıları bazısına hücüm ettiğinde, büyük küçüğe merhamet etmediği, büyüğe vakarlı davranmadığında Allah, bu sırada onlardan adavetin kökünü kazıyarak dalalet kalelerini fethedecek ve evvelce benim ayakta tuttuğum gibi, ahir zamanında dini ayakta tutacak, önceden zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak birini (Mehdi) gönderecektir.

(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s.12)

Herc-ü Merc: İnsanlar arasında meydana gelen fitne, fesat, darmadağınık, karmaşık, allak bullak ortam.


Yapılan bombardımanlar Kosova'daki binlerce Müslümanı evsiz bıraktı.

Bosna'da yıllarca süren savaş yüzbinlerce Müslümanın ölümüyle sonuçlanmıştır.

Önceki sayfadaki hadiste görüldüğü gibi, belirli bir yer tarif edilmeyip, karışıklığın dünyanın her tarafında yayılacağına işaret edilmektedir. Gerçekten de hadiste tarif edildiği şekilde, bugün dünyanın beş kıtasında büyük kargaşalar, savaşlar, katliamlar ve terör olayları devam etmektedir. Her gün yüzlerce insan sebepsiz yere öldürülmekte, yurtlarından çıkarılmaktadır. (Detaylı bilgi için bakınız. Harun Yahya, Kıyamet Alametleri, Kültür Yayıncılık)


 

4) İRAN-IRAK SAVAŞI

Ahir zamanda meydana gelecek önemli bir savaş hadiste şöyle haber verilir:

 

Şevval ayında ayaklanma Zilkade'de harb konuşmaları, Zilhicce'de ise harb vaki olacak.

(Kıyamet Alametleri, s. 166)

Hadiste belirtilen Şevval, Zilkade ve Zilhicce ayları İran-Irak savaşının gelişim aşamalarıyla aynı tarihlere denk gelmektedir:

Şevval ayında ayaklanma...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İran Şahı'na karşı olan ilk ayaklanma bilindiği gibi hadiste belirtilen 5 Şevval 1398 (8 Eylül 1976)'de olmuştur.

Zilkade'de harp konuşmaları ve Zilhicce'de ise harp vaki olacak...

Hicri 1400 Zilhicce (1980 Ekim) ayında İran-Irak arasındaki savaş tam anlamıyla başlamıştı.

Bir başka hadiste de bu savaşın ayrıntıları şöyle tarif edilir:

 

 

Faris yönünden gelecek olan bir kavimdir ki, şöyle diyecekler: "Ey Araplar! Siz fazla taassuba kaçtınız! Siz bunlara gereği gibi hak tanımazsanız, sizinle hiç kimse birlik kurmayacaktır... Bir gün, onlara ve bir gün de sizlere verilsin, ve karşılıklı sözler tutulsun..." Onlar Mutıka çıkacaklar, Müslümanlar oradan aşağı yazıya inecekler... Müşrikler öbür yandaki (Rakabe) denilen bir simsiyah olan nehrin kenarında duracaklar... Aralarında savaş olacak: Her iki ordudan, Allah, zaferi kaldıracak…

(Kıyamet Alametleri, s. 179)


 


 

- Faris yönünden gelecek olan: İran tarafından gelecek olan
- Faris : İran - İranlı (Büyük Lugat)
- Yazıya inecekler : Ovalık-Irak Ovası
- Mutık : Yöredeki bir dağın adı.
- Rakabe : Petrol kuyularının çok olduğu bölgedir.


 

 

"Ey Araplar! Siz fazla taassuba kaçtınız! Siz bunlara gereği gibi hak tanımazsanız, sizinle hiç kimse birlik kurmayacaktır…"


 

 

 

Hadisin bu bölümünde iki taraf arasında, ırkçılıktan kaynaklanan bir anlaşmazlığın olacağına dikkat çekiliyor. Bu anlaşmazlık sebebiyle, "Yazı"ya (Yazı: Irak Ovası) inilecek ve savaş başlayacak.

 

Allah, her iki ordudan zaferi kaldıracak...

Bu hadisin de işaret ettiği gibi, İran-Irak Savaşı 8 yıl sürmüş ve binlerce kayıp verilmesine rağmen bir netice alınamamıştır. İki taraf da kesin bir üstünlük sağlayamamıştır.

5) AFGANİSTAN'IN İŞGALİ

Talikan'a yazık oldu.

 

Talikan'a (Afganistan'a) yazık oldu. Şüphesiz Allah Teala'nın orada altın ve gümüş olmayan hazineleri vardır. Orada Allah'ı hakkıyla bilen insanlar vardır. Onlar ahir zaman Mehdi'sinin yardımcılarıdır.

(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 59)

 


 

Hadiste Afganistan'ın ahir zamanda işgal edileceğine işaret vardır. Gerçekten de Rusların Afganistan'ı işgali olan 1979 yılı Hicri 1400 yılına, diğer bir ifadeyle Hicri 14. yüzyılın başlangıcına denk gelmektedir.

Orada altın ve gümüş olmayan hazineleri vardır...

Rivayetin bu bölümünde de Afganistan'ın maddi zenginliklerine dikkat çekilmektedir. Bugün Afganistan'da çeşitli sebeplerle işletilmeye açılmamış büyük petrol yatakları, demir havzaları ve kömür madenleri tespit edilmiştir.

 

6) FIRAT'IN SUYUNUN KESİLMESİ

Fırat Nehri'nin suyunun kesilip durdurulması da Mehdi'nin çıkış alametlerindendir:

 

Fırat Nehri'nin suyu çekilerek altın hazinesini açıklaması zamanı yaklaşıyor. Her kim, o zaman orada bulunursa o hazineden bir şey almasın.

(Hadisi Buhari ve Müslim rivayet etmişlerdir. Riyazü's Salihin, 3/332)

 

Diğer hadislerde bu olayın ayrıntılarıyla ilgili önemli bilgiler verilmektedir:

 

Resulullah: Fırat Nehri altın bir dağ üzerinden açılmadıkça kıyamet kopmayacaktır...

(Sahih-i Müslim, 11/320)

 

Resulullah: Fırat'ın altın bir dağ üzerinden açılması yakındır. İmdi orada kim bulunursa, ondan birşey almasın! buyurdular.

(Sahih-i Müslim 11/320)


 

Resulullah şöyle buyurdu: Yakında Fırat Nehri altın hazinesini açığa çıkarır, kim buna hazır bulunursa, ondan bir şey almasın.

(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 28)


 

 

(Resulullah:) "Fırat Nehri bir altın dağını açığa çıkarır" dedi.

(Sünen-i Ebu Davud, 5/116)

 

 

Görüldüğü gibi Mehdi'nin çıkışının önemli bir alameti olan Fırat Nehri'nin suyunun durdurulması ve altın değerinde bir hazinenin ortaya çıkması pek çok büyük hadis kitabında yer almaktadır.

Şimdi yukarıda yer verdiğimiz hadislerde geçen bu konuyla ilgili önemli ifadeleri tek tek ele alarak inceleyelim:


 

(I) FIRAT NEHRİ'NİN SUYUNUN ÇEKİLİP...

 

 

 

Resulullah buyurdu ki: (1) Fırat Nehri'nin suyu çekilip (2) altından bir dağ meydana çıkmadıkça kıyamet kopmaz...

(Hadisi Buhari ve Müslim rivayet etmişlerdir. Riyazü's Salihin, 3/332)

Suyuti'nin kitabında bu hadis "suyun durdurulması" olarak geçmektedir. Gerçekten de Keban Barajı, Fırat Nehri'nin suyunu durdurarak kesmiştir.

(2) "ALTIN"DAN BİR DAĞ MEYDANA ÇIKMADIKÇA...

Yapılan baraj sayesinde; elektriğin üretilmesi, toplanan suyun arazide kullanılarak toprağın veriminin artması ve ulaşım kolaylığının sağlanması gibi sebeplerle, buradaki topraklar "altın" gibi kıymetli hale gelmiştir.

Yukarıdaki şematik çizimde de görüldüğü gibi baraj, betondan dev bir dağı andırmaktadır. Bu barajdan (hadis-i şerifteki benzetmeye göre dağdan) altın değerinde servet dökülmektedir. Dolayısıyla baraj "altın bir dağ" hususiyetini kazanmaktadır. (En doğrusunu Allah bilir)


 

 

7) RAMAZAN AYI'NDA AY VE GÜNEŞ TUTULMALARI

 

Mehdi için 2 alamet vardır ki... Bunun birincisi, Ramazan'ın birinci gecesi Ay'ın ikincisi de ortasında Güneş'in tutulmasıdır.

(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 47)


 

Ramazan'ın birinci gecesi Ay, ortasında Güneş tutulacaktır.

(Kıyamet Alametleri, s. 199)


 

 

Onun saltanatı zamanında, Ramazan Ayı'nın on dördünde Güneş tutulacaktır, o ayın ilkinde ise Ay kararacak...

(Mektubat-ı Rabbani, 380. mektup, 2/1163)


 

 

 

Mehdi'nin çıkmasından önce bir Ramazan içinde gGüneş iki defa tutulacaktır.

(Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, s. 440)


 

 

 

... Güneş'in oruç ayının ortasında, Ay'ın ise sonunda tutulması...

(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 37)


 

 

 

Ramazan'da iki defa Ay tutulması olacaktır.

(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 53)


 

 

 

Mehdi'nin gelişi Razaman ayında ayın iki kere tutulmasına sebep olacaktır.

(Kıyamet Alametleri, s. 200)

 

 

Yukarıdaki rivayetlerde dikkati çeken en önemli nokta Ramazan Ayı'nın ortasında hem Güneş tutulmasının, hem de bir ay içinde "Ay"ın ve "Güneş"in iki kere tutulmasının imkansız olduğunun fark edilmesidir. Bu, normal şartlarda gerçekleşmeyecek bir durumdur. Oysa diğer ahir zaman alametlerinin çoğu insanın anlayabileceği, belirli sebeplere bağlı olarak gerçekleşebilecek olaylardır.

Eğer bu hadislerde tarif edilen olaylar dikkatle incelenirse, rivayetler arasında çeşitli farklılıklar olduğu göze çarpar. Yukarıdaki 1, 2 ve 3. rivayetlerde Ay, Ramazan'ın birinci günü, 4. rivayette ise sonuncu günü tutulacaktır. Böyle bir durumda yapılacak en doğru şey, aynı olaya bakan farklı rivayetlerin ittifak ettikleri ortak yönleri tespit etmek olacaktır. Buna göre, yukarıdaki hadis rivayetlerinin toplamından çıkan ortak sonuçlar şunlardır:

1. Ramazan ayında Ay ve Güneş tutulmaları olacaktır.

2. Bu tutulmalar ortalama 14-15 gün arayla olacaktır.
 

3. Bu tutulmalar iki kere tekrarlanacaktır.

Bu tespitlere uygun olarak, 1981 yılında (Hicri-1401'de) Ramazan Ayı'nın 15. günü Ay, 29. günü de Güneş tutulmuştur. Yine "ikinci olarak", 1982 yılında (Hicri-1402'de) Ramazan Ayının 14. günü Ay, 28. günü de Güneş tutulmuştur.

Ayrıca bu hadisede "Ay"ın Ramazan'ın tam ortasında DOLUNAY halinde tutulması ve dikkatleri çekecek bir alamet olarak belirmesi de son derece anlamlıdır.

Bu olayların Mehdi'nin diğer çıkış alametleriyle aynı dönemde meydana gelmesi ve Hicri 14. yüzyıl başlarında, üst üste iki yıl (1401-1402) mucizevi bir tarzda tekrarlanması rivayetlerin işaretinin bu olaylar olabileceğini kuvvetlendirmektedir.

 

8) KUYRUKLU YILDIZIN DOĞMASI

 

Mehdi'nin çıkışından evvel, (her tarafı) aydınlatan kuyruklu bir yıldız doğacaktır.

(Kıyamet Alametleri, s. 200)

 

O gelmeden önce, doğudan ışık veren bir kuyruklu yıldız görünecektir.

(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 53)

 

O yıldızın doğması, Güneş ve Ay tutulmasından sonra olacaktır.

(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 32)


 

 

 

Hadislerde belirtildiği gibi:

- 1986 yılında (Hicri 1406'da) yani 14. yüzyıl başlarında "Halley" kuyruklu yıldızı Dünyamızın yakınından geçmiştir. Bu kuyruklu yıldız parlak, ışıklı bir yıldızdır.

- Hareket yönü doğudan batıya doğrudur.

- 1981 ve 1982 (1401-1402) yıllarında meydana gelen Ay ve Güneş tutulmaları olayından sonra ortaya çıkmıştır.
 

Bu yıldızın doğuşunun da diğer çıkış alametleri ile aynı zamanda meydana gelmesi, Halley kuyruklu yıldızının hadiste işaret edilen yıldız olduğunu doğrular niteliktedir.

Başka bir hadis-i şerifte de Mehdi'nin alametlerinden olan kuyruklu yıldız hakkında şu bilgiler verilmiştir:

 

Şark tarafından bir kuyruklu yıldız doğup aydınlık verecektir. Onun her günkü irtifi (geçiş yönü) meşrıktan mağribedir (doğudan batıya doğrudur).

(Mektubat-ı Rabbani, 2/258)

Tarih boyunca bu kuyruklu yıldızın geçtiği zamanlarda Müslümanlar açısından çok önemli hatta dönüm noktası sayılabilecek hadiseler meydana gelmiştir. Bunlardan bir kısmı Peygamberimizden aktarılan rivayetlerde de bildirilmiştir.

 

Bu yıldız ilk çıktığında;
Hz. Nuh (a.s.) kavmi helak olmuştur.
Hz. İbrahim (a.s.) ateşe atılmıştır.
Hz. Musa (a.s.) ile uğraşan Firavun ve kavmi yok edilmiştir.
Hz. Yahya (a.s.) öldürüldüğünde de görülmüştür.
Siz o yıldızı gördüğünüzde fitnenin şerrinden Allah'a sığınınız.

(Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 32)

 

Bu yıldız geçtiğinde meydana gelen diğer önemli olaylar da şunlardır:

Hz. İsa (a.s.) doğmuştur.

Peygamber Efendimize ilk vahiy gelmeye başlamıştır.

Osmanlı Devleti tarih sahnesinde yer almaya başlamıştır.

İstanbul Fatih tarafından fethedildiğinde bu yıldız görülmüştür.


 

 

HALLEY KUYRUKLU YILDIZI HAKKINDA BAZI İLGİNÇ RAKAMLAR

Halley kuyruklu yıldızı ile ilgili bazı sayıların "19" sayısının tam katları olması da oldukça dikkat çekicidir:

 

Halley Kuyruklu Yıldızı 76 yılda bir geçiyor

76 = 19 x 4

Bu yıldız en son Hicri 1406'da görüldü 1406 = 19 x 74

 

Bu konuyla ilgili bir diğer ilginç durum da şudur: Yukarıda da hesapladığımız gibi Halley yıldızının geçmiş olduğu Hicri 1406 yılı 19'un tam 74 katıdır. "74" sayısı ise aynı zamanda Kuran-ı Kerim'de 19 mucizesine işaret edilen MÜDDESSİR Suresi'nin sıra numarasıdır.

Kuran'ın Müddessir Suresi'nin (74. sure) 30. ayetinde "19" sayısının müminler için bir rahmet, inkar edenler için ise bir fitne vesilesi olduğu bildirilmektedir.

Halley kuyruklu yıldızının 19 ile olan bu mucizevi bağlantısı da, inkar edenler üzerine bir fitne, müminlere ise bir rahmet müjdelediğine işaret ediyor olabilir.

Müddessir Suresi'nin 1. ve 2. ayetlerinde Hz. Muhammed (sav)'e "EY ÖRTÜNEN! KALK VE KORKUT" şeklinde buyurulmaktadır. Bu, ayetlerin açık anlamıdır. Fakat bu ayetlerin ahir zamana yönelik ikinci bir örtülü, gizli işaretleri de bulunabilir. Belki de "EY GİZLENEN" denilerek Resulullah Efendimizin soyundan gelecek olan ve Hicri 1406'da çıkış alametlerinden biri (Kuyruklu Yıldızın doğuşu hadisesi) belirecek olan Mehdi'ye işaret ediliyor olabilir.

74- Müddessir Suresi

1. Ey örtüsüne bürünen

2. Kalk ve korkut (uyar)

Müddessir: örtünen-bürünen-gizlenen demektir.

 

- Bir başka büyük mucize ve işaret ise Halley yıldızının 1986 (hicri 1406)'daki geçişinin, Hz. Muhammed'in peygamberlikle vazifelendirildiği MS. 607'den bu yana 19. GEÇİŞİ olmasıdır.

9) KABE BASKINI VE KABE'DE KAN AKITILMASI

 

Onun çıkacağı yıl, insanlar hacca, başlarında bir emir bulunmadan gidecekler... Hep birlikte Beyt-i Şerif'i tavaf edecekler, sonra Mina'ya indiklerinde, köpekler gibi birbirine saldıracak, hacılar soyulacak, kanlar Akabe Cemresinin üzerine akacak.

(Kıyamet Alametleri, s. 168-169)

 

İnsanlar başlarında bir imam bulunmaksızın hac ederler. Mina'ya indiklerinde etrafları, köpeklerin sarışı gibi sarılıp, kabilelerin birbirine girmesi ile büyük savaşlar olur. Öyle ki ayaklar kan gölü içinde kalır.

(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 35)

Yukarıdaki hadislerde "onun çıkacağı yıl" cümlesi kullanılarak, Mehdi'nin çıkış tarihinde Hac sırasında meydana gelecek bir katliama dikkat çekilmektedir. 1979 yılında, Hac sırasında gerçekleşen Kabe baskınında aynen böyle bir katliam yaşanmıştır. Çok ilginçtir bu kanlı Kabe baskını da ahir zamanın başlangıcının ve Mehdi'nin çıkışının diğer alametlerinin gerçekleştiği dönemin tam başında yani Hicri 1400 yılının ilk gününde, 1 Muharrem 1400 (21 Kasım 1979) tarihinde meydana gelmiştir.

Yine hadis-i şerifte kanların akacağından bahsedilerek öldürme olayına dikkat çekilmiştir. Baskın sırasında Suudi askerleri ile saldırgan militanlar arasında meydana gelen çarpışmada 30 kişinin öldürülmesi, bu rivayetin kalan kısmını da doğrulamıştır.

1979 (Hicri 1400)'da gerçekleşen bu Kabe baskının ardından 7 sene sonra Hicri 1407 yılında, Hac sırasında çok daha büyük kanlı bir olay meydana gelmiştir. Bu hadisede caddelerde gösteri yapan hacılara saldırılarak 402 kişi katledilmiş, çok fazla kan akıtılmıştır. Beyt-ül Muazzama'nın yanında, Müslümanların (Suudi Arabistan askerleri ile İran'lı Hacıların) birbirlerini öldürmeleri ile büyük günahlar işlenmiştir. Bu kanlı olaylar ilgili hadislerde tarif edilen ortamla çok büyük benzerlikler taşımaktadır:

 

Resulullah buyurdu: Ramazan'da bir seda, Şevval'de bir ses, Zilkade'de kabileler arasında savaş olur. Hacılar talana uğrar. Mina'da ölülerin çok olacağı bir savaş olur, öyleki orada taşları kan gölü içinde bırakacak kadar kan akar.

(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 31)

 

Ramazan'da bir seda olur. Şevval'de de bir seda olur. Zilkade'de kabileler birbiriyle çarpışır. Zilhicce'de hacılar talana uğrar. Muharrem'de gökten şöyle nida olur. "Dikkat ediniz. Filan kimse Allah'ın halkının hayırlılarındandır. Onu dinleyiniz ve ona uyunuz."

(Ramuz El Hadis, 2/518-5)


 

Şevval ayında ayaklanma, Zilkade'de harb konuşmaları, Zilhicce'de ise harb vaki olacak. Hacılar soyulacak kanları (Cemretül Akabe) üzerine akacak.

(Kıyamet Alametleri, s. 166)


 


 

 

Zilkade ayında kabileler savaşır, hacılar kaçırılır, melhameler olur.

(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 34)


 

 

 

Şevval'de savaş naraları, Zilhicce'de harb ve kıtal olur, yine Zilhicce'de Hacı talana uğrar, hatta caddeler kandan geçilmez ve haramlar çiğnenir. Beyt-ül Muazzam'ın yanında büyük günahlar işlenir.

(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 37)

 

Hadislerde geçen ifadeleri incelediğimizde de aynı dönemle ilgili önemli olaylara işaretler bulunduğu görülecektir:

 

Beyt-ül Muazzama'nın yanında büyük günahlar işlenir.

Yukarıdaki hadiste, Beyt-ül Muazzama'nın (Kabe'nin) içinde değil, yanında çıkacak olaylara dikkat çekilmektedir. 1407 yılının Zilhicce Ayı'nda (Hac mevsiminde) meydana gelen olaylar da ilkinden farklı olarak Kabe'nin içinde değil yanında gerçekleşmiştir. En başta anlattığımız olay ise 1 Muharrem 1400'de Beyt-ül Muazzama'nın (Kabe'nin) bizzat içerisinde olmuştu. Her iki hadise de rivayetlerin işaretine uygun bir şekilde gerçekleşmiştir.

Kabe'de kan akıtılması, hacıların katledilmesi gibi, hadislerde haber verilen böyle önemli iki büyük hadisenin Mehdi hakkında bildirilen tüm alametlerin çıktığı dönemde birbiri ardına gerçekleşmesinin bir rastlantı olması oldukça zor gözükmektedir.

 

... Zilhicce'de harb ve kıtal olur.

Hadislerde, bu savaş ve çatışmalardan, hacıların öldürülmesi konusu ile birlikte bahsedilmesi söz konusu olayların aynı zaman diliminde meydana geleceklerini göstermektedir. Aynı dönem, İran-Irak savaşının çıktığı, Türkiye'nin güney doğusunda, Ortadoğu ülkelerinde çatışma ve karışıklıkların en yoğun yaşandığı bir dönemdi.

 

... Şevval'de savaş nidaları olur.

Yine aynı zamanlarda Basra Körfezi'ndeki gerginliğe, İran-Amerika arasındaki gerginleşme ve savaş durumuna dikkat çekilmiş olabilir.

10) DOĞU TARAFINDAN BİR ATEŞİN GÖRÜNMESİ

 

"İkdiddurer" isimli kitapta Mehdi'nin zuhur alametleri bahsinde geçiyor: Doğuda, semada üç gece görünen büyük bir ateşin çıkması. Mutad (alışılmışın dışında) şafak kızıllığı gibi olmayan bir kırmızılığın semada görülüp ufukta yayılması.

(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 32)

 

 

Doğudan üç veya yedi gün ardı ardına büyük bir ateş zuhur edecek, gökte karanlık görülecek, gökte alışılmış olan kırmızılığın aksine bambaşka bir kızıllık yayılacak. Yeryüzünün duyup anlayabileceği bir dille nida edilecek.

(Kıyamet Alametleri, s. 166)


 

 

Ebu Cafer b. Muhammed b. Ali (r.a.)dan rivayet edildi. Siz üç veya yedi gün, doğudan bir ateşi gördüğünüz zaman Al-i Muhammed'in çıkmasını bekleyiniz, inşaallah-ü Teala, bir münadi Mehdi'nin ismi ile semadan nida edecek ki, doğuda batıda olan herkes bu sesi işitecek. Öyleki korkudan uykuda olanlar uyanacak, ayakta olan çökecek, oturan ise ayağa fırlayacaktır.

(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman , s. 32)


 

 

 

 

Yemin ederim ki bir ateş sizi saracaktır. O ateş bugün Berehut denilen vadide sönük vaziyettedir. O ateş içinde müthiş azap olduğu halde insanları kaplar. O ateş insanları, malları yakıp bitirir. Sekiz gün içinde rüzgar ile bulut gibi uçarak dünyanın her tarafına yayılır. Geceki sıcağı gündüzki hararetinden daha şiddetlidir. O ateş insanların başının üzerinden arşın altına kadar yaklaşarak yeryüzü ile gökyüzü arasında gökgürültüsü gibi korkunç gürültüsü olur, buyurdu.

(Ölüm-Kıyamet -Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, s. 461)

Mehdi'nin çıkış öncesi alametlerinden olan bu ateş hakkında kısa bir açıklama yapmak yerinde olacaktır.

Bazı kişiler bu ateşi; sebepsiz yere birdenbire ortaya çıkan, sönme nedir bilmeyen, hatta herkesin bulunduğu yerden mutlaka göreceği tarzda bir alamet olarak beklemektedir. Halbuki kıyamet alametlerinin meydana gelişi sırasında imtihan devam ettiğinden onların anlaşılması, herkesin mecburen kabul edeceği bir açıklıkta olmaz. Böylece insanlar akıllarını, vicdanlarını, iradelerini kullanarak karar verirler. Şayet kıyamet alametleri ile ilgili hadisler en ince ayrıntısına kadar (mesela; hangi şehirde, kaç tarihinde, ne şekilde çıkacağı) anlatılsaydı, daha önce de belirttiğimiz gibi herkes mecburen kabul eder, insanlar arasında derece farkı kalmazdı. Bu sebeple kıyamet alametleri ile ilgili hadisler özellikle yarı kapalı bir şekilde bildirilmiştir.

Ateş alametini de bu şekilde değerlendirmek gerekmektedir. Bir ateş sebepsiz yere çıkmaz, ya bir kaza, ya bir patlama gi bi kasıt veya ihmal neticesinde çıkar. Mehdi'nin çıkış alameti olarak söylenmesi, onun çok garip ve olağanüstü bir alamet şeklinde çıkmasını gerektirmez. Önemli olan bu ateşin, hadiste tarif edilen ateşin özelliklerine uygun olarak çıkmasıdır. Bu ateşi tanımak ve tespit edebilmek için yapılacak ilk iş, özelliklerinin ortaya çıkartılmasıdır.

Bilindiği gibi Temmuz 1991 yılında Irak'ın Kuveyt'i işgali sonrasında, Kuveyt'e ait petrol kuyularını ateşe vermesi sonucunda Kuveyt ve Basra Körfezi'ni çok büyük bir ateş sarmıştır.

- Kuveyt'de yanan petrol, insan ve hayvanlar arasında ölüme sebep olmaktadır. Uzmanlara göre günde yarım milyon ton petrol duman olarak atmosfere karışmaktadır. Her gün 10 bin tondan fazla iş, kükürt, karbondioksit ve büyük miktarda, kanser yapıcı özelliği olan hidrokarbonlar bulut gibi körfez üzerinde asılı durmaktadırlar... Yalnız Körfez değil, onun şahsında Dünya yanmaktadır. (M. Necati Özfatura, Kurtlar Sofrasında Ortadoğu, s. 175)

-Ateşe verilen iki kuyu, Türkiye'nin bir günde çıkarabildiği kadar petrol veriyor ve dumanlar 55 km. uzaklıktaki Suudi Arabistan'dan bile görülebiliyor. (Hürriyet, 23 Ocak 1991)

-Körfez'de sönmeyen felaket haberleri: Kuveyt'te ateşe verilen yüzlerce petrol kuyusu alev alev yanıyor. Uzmanların "söndürmek son derece zor" dedikleri petrol kuyularındaki yangının Türkiye'den Hindistan'a kadar olan geniş bir bölgeyi en az 10 yıl süreyle etkileyeceği bildiriliyor.

Ateşe verilen petrol kuyularında çıkan alev ve dumanlar atmosferi devamlı kirletmektedir. Kuveyt gündüzleri gece manzarası arz etmektedir. Alevlerle birlikte yükselen füme rengi duman, Kuveyt semalarında sonbahardan kış mevsimine geçişi hatırlatıyor... Kuveyt'in tamamının yaşanılır hale gelmesi için en az bir senelik bir zamana ihtiyaç vardır. Kilometrelerce uzaktan görülen alevlerle birlikte yükselen dumanlar, Kuveyt semalarını tamamen kaplayarak ülkeyi yaşanmaz hale getirmekte ve varlıklı olanlar Kuveyt'i terk etmektedirler.

Dahran'daki araştırma merkezi müdürü Abdullah Dabbag'ın NewYork Times'da çıkan açıklamasına göre, Basra Körfezi'ndeki kirlenme neticesinde 106 tür balık, 180 tür yumuşakçalar ve bölgede yaşayan 450 tür hayvan yaşama savaşı vermektedir. 600 petrol kuyusundan yükselen dumanların komşu ülkelere yayıldığı, ayrıca kükürt gibi kanserojen maddeler ihtiva eden dumanların asit yağmuruna dönüşerek tarımda verimi azalttığı açıklanmaktadır. (M. Necati Özfatura, Kurtlar Sofrasında Ortadoğu, s. 171)

 

Yemin ederim ki bir ateş sizi saracaktır. O ateş bugün Berehut denilen vadide sönük vaziyettedir.

(Kamus Tercemesi, c. 1, s. 550)

Berehut: Bir vadi veyahut bir kuyu adıdır.

 

Hadis-i şerifin ilk kısmında ateş için "sönük bir vaziyettedir" denmektedir. Ateş, yanıcı bir maddenin yanmasıyla meydana gelen bir durum olduğuna göre burada sönük vaziyette bekleyen ateşin kendisi değil, ateşin yakacağı hammaddedir.

Burada toprak altından çıkarılan petrole işaret edilmektedir. Nitekim hadisteki Berehut denilen yer, bir kuyunun adıdır. Bu kuyu petrol kuyusudur. Zamanı gelince bu kuyulardan çıkarılan petrol, yanmaya hazır bir ateş haline gelmektedir.

"O ateş müthiş azap olduğu halde insanları kaplar." O ateş, sadece yanan bir ateş değil, aynı zamanda insanları canından, malından ederek azap içinde, elem-üzüntü içinde bırakacak ve bütün doğayı kirletecek olan bir ateş.

"O ateş insanları, malları yakar bitirir." O ateş bir kısım insanların ölümüne sebep olmaktadır. Bunun yanında malları yakarak, maddi zarara sebebiyet verdiği gibi, tüm çevreyi ve doğayı kirleterek de insanların geçim kaynaklarını yok etmektedir.

"Sekiz gün içinde rüzgar ile bulut gibi uçarak dünyanın her tarafına yayılır." O ateşin, "rüzgar ile bulut gibi uçan" kendisi değil dumanıdır. Burada benzetme yapılarak dumanın bulutlara kadar yükseleceği de anlatılmıştır. Bu duman rüzgarın etkisiyle her yöne doğru yayılmaktadır.

"Geceki sıcağı, gündüzki hararetinden daha şiddetlidir." O ateşin hem gündüz, hem gece devamlı yandığı anlaşılmaktadır.

"O ateş insanların başının üzerinden arşın altına kadar yaklaşarak, yeryüzü ile gökyüzü arasında gökgürültüsü gibi korkunç gürültüsü olur." O ateşin çok yükseklere kadar tırmandığına ve bu ateşten gökgürültüsü gibi pek şiddetli bir gürültü ile patlamalar meydana geldiğine işaret edilmektedir.

"Gökte alışılmış olan kırmızılığın aksine bambaşka bir kızıllık yayılacak." Hadisin bu kısmında, olayın gece vakitlerinde meydana geleceğine işaret edilmiştir. Gece vakti meydana gelen büyük infilakın alevleri çok şiddetli bir aydınlanma yapar. Bu kızıl alevlerin meydana getirdiği kızıl aydınlanma, halkın mutad üzere alışık olduğu kırmızı "tan" aydınlanmasından çok ayrıdır. Çünkü gece vakti böyle gündüz gibi aydınlanma olağanüstü bir olaydır.

 

Tan: Güneş doğarken ve batarken oluşan ve güneşin aydınlatma gücünün zayıflayıp, beyaz ışıktan kırmızı ışık yayar duruma geldiği vakitlerdeki hali.

11) BÜYÜK OLAYLARIN VE HAYRET VERİCİ ŞEYLERİN MEYDANA GELMESİ

 

 

 

Onun zamanında büyük hadiseler vuku bulacak.

(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 27)


 

 

Onun zamanında nice hayret veren haller zuhur edecektir.

(Mektubat-ı Rabbani, 2/258)

 

Onun zuhur mebdeleri ve mukaddimeleri (çıkış alametleri) Resulullah efendimizin irhasatına* benzer.

(Mektubat-ı Rabbani, 2/258)

Hz. Muhammed (sav)'in doğumundan önce büyük ve olağanüstü olaylar meydana gelmişti. Doğduğu gece yeni bir yıldız doğmuş, ateşe tapan İran padişahlarının sarayının 14 burcu yıkılmış, İran'da 1000 yıldır yanmakta olan Mecusi ateşi sönmüş, Semavi Vadisi sel suları altında kalmış, Save Gölü kurumuştu vs...

Yukarıdaki rivayetlerde işaret edildiği gibi, Mehdi'nin or taya çıkışı da, Peygamber Efendimizinkine benzeyecektir. Onun çıkışı döneminde de büyük ve harika olaylar olacaktır. Son 100 yıldır dünya üzerinde meydana gelen büyük olayların bazıları şöyledir:

 

- Kabe basıldı ve çok sayıda Müslümanın kanı akıtıldı.

- 2500 yıllık İran şahlığı yıkıldı ve İran Şahı Rıza Pehlevi öldü.

- Hindistan'ın Bombay kentinde bir fabrikadan sızan gaz 20.000 kişinin ölümüne yol açtı.

- İki Müslüman ülke olan İran ve Irak arasında 8 yıl sürecek bir savaş başladı.

- Ruslar, Afganistan'ı işgal etti.

- Mexico City şiddetli bir depremle yerle bir oldu.

- Kuzey Kolombiya'daki Nevada Del Ruiz yanardağı 400 yıldır ilk kez patladı. Eriyen kar ve buzun oluşturduğu çamur yüzünden Armero kenti haritadan silindi. 20.000 kişi öldü.

- Bangladeş'teki sel 25.000 kişinin ölümüne sebep oldu.

- Hıristiyanlığın merkezi Roma'yı sular bastı.

- 1986'da Çin'de tarihinin en büyük orman yangını oldu.

- Hindistan Başkanı Gandi, Mısır Devlet başkanı Enver Sedat, İsveç Başbakanı Olof Palme öldürüldü.

- Papa II. Jean Paul vuruldu.

- 1980 yılı başlarında ilk AIDS vakaları tespit edildi. Şu ana kadar on binlerce kişinin ölümüne sebep olan bu hastalığa "Çağın Vebası" ismi verildi. AIDS, 1960'larda Amerika'da başlayan ve her çeşit cinsel serbestliği getirmiş olan "Seks Devrimi"ni sona erdirdi.

 

* İrhasat: Hz. Muhammed (sav)'in peygamberliğinden evvel meydana gelen olağanüstü hallerdir ki, bunlar peygamberliğine delil teşkil eden olaylardandır.

 

- 1986'da uzay mekiği Challenger fırlatılışından sonra infilak etti.

- 26 Nisan 1986'da Ukrayna'daki Çernobil Nükleer Santralında şimdiye kadar görülen en büyük nükleer kaza meydana geldi. Birçok Avrupa ülkesi yayılan radyasyondan etkilendi.

- Ozon tabakasının delinmesi Dünya iklimi üzerinde çok olumsuz etkiler bıraktı.

- Sovyetler Birliği yıkıldı ve Gorbaçov'la birlikte Bağımsız Devletler ortaya çıktı.

- Irak'ın Kuveyt'i ilhak etmesinden sonra yıllarca sürecek olan Körfez Savaşı başladı.

- Ermenistan'daki depremde kent harabeye dönüştü. 500.000 kişi evini terk ederken, ölü sayısı 40.000'i aştı.

- 1989 yılında Çin'de komünist bölükler tanklarla öğrencilerin üzerine yürüdü, Tiananmen meydanında 2000 öğrenci öldü.

- Soğuk Savaşın sembolü olan Berlin duvarı inşasından tam 28 yıl sonra yıkıldı.

- 1990 yılında Kabe'deki tüneldeki izdihamda 1400'den fazla hacı hayatını yitirdi.

- 1991 yılında Bangladeş'te meydana gelen sellerin sonrasında 120.000'in üstünde kişi öldü, milyonlarca kişi evsiz kaldı.

- Son 20 yıldır Amerika'da fırtınalar, kasırgalar, hortumlar ve seller durmak bilmedi. Binlerce insan öldü, milyonlarcası evini terk etti ve zarar her seferinde milyar dolarlarla ölçüldü.

- Bosna ve Kosova'daki katliamda yüz binlerce Müslüman öldürüldü ve yüz binlercesi yurtlarından çıkarıldı.

- Ebola virüsü on binlerce kişinin ölümüne sebep oldu.

- El Nino tüm dünya ülkelerine çok büyük felaketler getirdi.

- 19 Ekim 1987'de Londra Borsası çöktü. Yaşanan büyük panik sonucunda 50 milyar sterlinlik değer kaybı yaşandı.

- 19 Nisan 1995'de ABD'nin Oklahoma kentindeki Federal Binaya yapılan bombalı saldırıda 168 kişi öldü.

- 22 Mart 1997'de Hale-Bopp kuyruklu yıldızı, saatte 160 km. hızla Dünya'nın 195 milyon km. yakınından geçti. Çıplak gözle izlenebilen Hale-Bopp'un geçişi, tüm dünyada milyonlarca kişi tarafından büyük bir ilgiyle karşılandı.

- 10 Mayıs 1997'de İran'daki 7.1 şiddetindeki depremde 1500 kişi öldü.

- 4 Şubat 1998'de Afganistan'daki 6.1 şiddetindeki depremde 5 bin kişi hayatını kaybetti.

- 25 Ocak 1999'de Kolombiya'daki 6 şiddetindeki depremde 1171 kişi hayatını kaybetti.

- 21 Eylül 1999'da Tayvan'daki 7.6 şiddetindeki depremle 2100'den fazla kişi hayatını kaybetti.

- 11 Eylül 2001'de ABD'ye, tarihin en büyük terörist saldırısı düzenlendi: İki yolcu uçağı, sabah mesaisinin başladığı saatlerde 18 dakika arayla New York'taki Dünya Ticaret Merkezi'nin bulunduğu iki gökdeleni vurdu. Saldırıda beş binin üzerinde insan öldü.

 


2500 yıllık İran şahlığı yıkıldı. İran Şahı Rıza Pehlevi öldü.


İki Müslüman ülke, İran ve Irak arasında savaş başladı.


 


Mexico City şiddetli bir depremle yerle bir oldu.

 

Hindistan Başkanı Gandi, Mısır Devlet başkanı Enver Sedat, İsveç Başbakanı Palme öldürüldü.

 

Ruslar Aganistan'ı işgal ettiler.

 


Uzay mekiği Challenger 1986 yılında fırlatılışından hemen sonra infilak etti.


 


 

1986'da Ukrayna'daki Çernobil Nükleer Santralında şimdiye kadar görülen en büyük nükleer kaza meydana geldi.
Ozon tabakasının delinmesi mevsimleri olumsuz yönde etkiledi.


 

Sovyetler Birliği yıkıldı. Bağımsız Devletler ortaya çıktı.


 

Bosna ve Kosova'da yapılan katliamda binlerce Müslüman öldürüldü ve yüzbinlercesi yurtlarından çıkarıldı.


 

El Nino tüm dünyü üzerinde çok büyük iklim değişikliklerine sebep oldu.


 


Papa II. Jean Paul
vuruldu.

Ebola virüsü binlerce kişinin ölümüne sebep oldu.

1980 yılı başlarında ilk AIDS vakaları tespit edildi. Şu ana kadar on binlerce kişinin ölümüne sebep olan bu hastalığa "Çağın Vebası" ismi verildi. AIDS 1960'larda Amerika'da başlayan ve her çeşit cinsel serbestliği getirmiş olan "Seks Devrimi"ni sona erdirdi.


 

 

Amerika'da son 20 yıldır hortum, kasırga ve seller milyonlarca dolarlık zarara yol açtı.


 

ABD'nin New York ve Washington şehirlerine tarihin en büyük terörist saldırısı düzenlendi.


 


 

12) GÜNEŞ'TEN BİR ALAMETİN BELİRMESİ

 

 

O, (Mehdi), Güneş'ten bir alamet belirinceye kadar gelmeyecektir.

(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 47)


 

 

Güneş alamet olarak doğmadıkça Mehdi çıkmayacaktır.

(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 33)

Güneş'te belirecek olan bu alamet, 20. yüzyılda görülen büyük patlama olabilir.



GÜNEŞ TUTULMASI

11 Ağustos 1999 yılında gerçekleşen Güneş tutulması yüzyılımızın son tam Güneş tutulmasıdır. İlk kez bu kadar çok insan Güneş tutulmasını, hem de bu kadar uzun bir süre izleyebilmiş, inceleme fırsatı elde etmiştir. Bu tutulmada dikkat çeken bir nokta da Türkiye'nin de bu tam tutulmanın en iyi izlendiği ülkelerden birisi olmasıdır. Bartın'dan Silopi'ye kadar, yaklaşık olarak 12 şehir ve 100 ilçe tutulmayı gözleyebilmiştir.

Bu kadar işaretin birarada ve çok kısa bir zaman dilimi içinde art arda gerçekleşmiş olması elbette tesadüf değildir. Bu işaretler Allah'ın inanan kullarına birer müjdesidir.

KİTAB-I MUKADDES'TE AHİR ZAMAN

Kitabın buraya kadar olan bölümünde Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde ahir zaman ile ilgili verilen bilgileri gördük. Buradan da anlaşıldığı gibi ahir zaman ile ilgili olarak elimizde İslami kaynaklara ait çok sayıda bilgi mevcuttur. Bu durumda karşımıza şöyle bir soru çıkmaktadır: Acaba İslamiyet'ten önceki hak dinlerin kaynaklarında ahir zaman konusu belirtilmiş olabilir mi? Allah, ahir zamandaki olaylarla ilgili Peygamberimiz (sav)'den önceki elçilere de bazı haberler vermiş olabilir mi? Elbette bu mümkündür. Tevrat ve İncil'in içinde ahir zamanla ilgili söylenmiş sözlerin olması muhtemeldir.

Tevrat ve İncil her ne kadar tahrif edilmişse de, bu kitaplarda yer alan açıklamalardan Peygamberimiz (sav)'in sahih hadislerine ve Kuran ayetlerine uygun olanların, orijinal olma ihtimali kuvvetle muhtemeldir. Nitekim Kitab-ı Mukaddes'teki açıklamalar incelendiğinde ahir zamana yönelik işaretler bulunduğu, ve üstelik bu işaretlerin İslami kaynaklarla arasında birçok paralelliklerin mevcut olduğu dikkat çekmektedir. Söz konusu açıklamaların bazıları şunlardır:

• İNCİL'DE AHİR ZAMAN ALAMETLERİ

İncil'de ahir zamanın en belirgin özelliği Hz. İsa'nın ikinci kez yeryüzüne gelişidir. Hz. İsa'nın gelişinden önce gerçekleşecek olaylar hakkında bildirilmiş birçok belirti vardır. Bu belirtilerin kimi çeşitli zamanlarda meydana gelmiş olabilir. Ancak söz konusu belirtilerin yani ahir zamanla ilgili bildirilenlerin hepsinin birarada olması Hz. İsa'nın geleceği zamanın yaklaştığının alameti sayılmaktadır.

Daha önceden gördüğümüz gibi İslam kaynaklarına göre Mehdi'nin, günümüzde İslam ahlakının yeryüzü hakimiyetine yönelik çalışmalarına başlamış olması gerekmektedir. Mehdi, Hz. İsa'ya zemin hazırlayacağına ve Hz. İsa gelince de birlikte hareket edeceklerine göre, Hz. İsa'nın çıkışı da yakın zamanda olacaktır.

Ahir zaman alametleri konusunda İncil ve İslami kaynaklar birçok açıdan benzerlikler göstermektedir. Bu benzerliklerin başında Hz. İsa'nın çıkış alametleri gelmektedir. Hz. İsa'nın gelişinden önceki alametler hakkında İncil'de şöyle yazmaktadır:

Size şimdiden, bunlar olmadan önce söylüyorum ki, bunlar olunca benim O olduğuma inanasınız. (Yuhanna 13:19)

İsa, Zeytin dağında otururken öğrencileri yalnız olarak yanına geldiler. "Söyle bize" dediler, "bu dediklerin ne zaman olacak, senin gelişini ve çağın bitimini gösteren belirti ne olacak?" İsa onlara şu karşılığı verdi: "Sakın kimse sizi saptırmasın! Birçokları, `Mesih benim' diyerek benim adımla gelecek, birçok kişiyi saptıracaklar. Savaş gürültüleri, savaş haberleri duyacaksınız. Korkmayın sakın! Bunların olması gerek, ama bu daha son demek değildir. Ulus ulusa, devlet devlete savaş açacak; yer yer kıtlıklar, depremler olacak. Bütün bunlar, doğum sancılarının başlangıcıdır. "O zaman sizi sıkıntıya sokacaklar ve öldürecekler. Benim adımdan ötürü tüm uluslar sizden nefret edecek. O zaman birçok kişi imandan sapacak, birbirlerini ele verecek ve birbirlerinden nefret edecekler. Birçok sahte peygamber türeyecek ve bunlar birçok kişiyi saptıracak. Kötülüklerin çoğalmasından ötürü birçoklarının sevgisi soğuyacak. Ama sonuna kadar dayanan kurtulacaktır. Göksel Egemenliğin bu müjdesi tüm uluslara bir tanıklık olmak üzere bütün dünyada duyurulacak, ve son o zaman gelecektir. (Matta Bap 25/3-14)

• SAVAŞLARIN ÇOĞALMASI:

Peygamberimizin Mehdi'nin çıkış alameti olarak işaret ettiği "Dünya hercü-merc içinde kalacaktır" hadisinin bir benzerini İncil'de de görüyoruz.

"Savaş ve isyan haberleri duyunca telaşlanmayın. Önce bunların olması gerek. Ama son hemen gelmez." Sonra onlara şöyle dedi: "Ulus ulusa, devlet devlete savaş açacak." (Luka 21:9-10)

Savaş gürültüleri, savaş haberleri duyacaksınız. Korkmayın sakın! Bunların olması gerek, ama bu daha son demek değildir. Ulus ulusa, devlet devlete savaş açacak... (Matta 24:6-7)

 

• FIRAT'IN SUYUNUN KURUMASI, İNSANLARI YAKAN ATEŞ VE DUMAN

Altıncı melek elindeki tası Fırat ırmağı üzerine boşaltınca ırmağın suları kuruyuverdi. Böylece doğudan gelen kralların orduları engellenmeksizin ilerleyebildiler. O sırada Ejder'in, Çanavar'ın ve Yalancı peygamberin ağzından, kurbağa kılığına girmiş üç tane kötü ruhun çıktığını gördüm Mucizeler yaratan bu kötü ruhlar, yeryüzünde hüküm süren bütün krallara giderek onları savaşa çağırdılar. Gücü sınırsız olan Tanrı'nın büyük gününde... bu kralları İbranice Armagedon (Megiddo Dağı) denilen yere topladılar. (Vahiy 16:12-16)

Toplanan atlıların sayısı 200 milyon idi... İnsanlığın üçte biri bunların ağızlarından çıkan kükürtlü ateş ve boğucu dumanla öldürüldüler. (Vahiy 9:16-18)

Yukarıdaki İncil açıklamalarında Fırat'ın sularının kuruyacağı, Armagedon denilen yerde büyük bir savaş çıkacağı, ateş ve dumanla insanların çoğunun öleceği anlatılmaktadır. Bu alametler Peygamberimizin hadislerinde de mevcuttur. Fırat'ın suyunun kesilmesi, doğudan çıkan ve insanları yakan bir ateşin olması ve duman; bunların her biri Peygamberimizin ahir zamanla ilgili söylediği alametlerden örneklerdir.

• DOĞA OLAYLARI (KITLIKLAR, DEPREMLER):

Yeryüzünde olağanüstü doğa olaylarının gerçekleşeceğini önceki bölümlerde ayrıntılı olarak incelemiştik. Bu belirtilerin benzerleri Matta ve Luka İncillerinde de yer almaktadır. Buna iki örnek şöyledir:

... Yer yer kıtlıklar, depremler olacak. Bütün bunlar, doğum sancılarının başlangıcıdır. (Matta 24:7-8)

Dünyanın üzerine gelecek felaketleri bekleyen insanlar korkudan bayılacak. Çünkü göksel güçler sarsılacak. (Luka 21:26)

Yeryüzündeki olağanüstü doğa olaylarının yanısıra gökyüzünde de bazı alametlere işaret edilmektedir. Nitekim önceki sayfalarda gök cisimleri ile ilgili olan bazı alametlere yer vermiştik.

İncil'de de ahir zamanda gökte olağanüstü olayların gerçekleşeceğinden bahsedilmektedir: Bunlardan bir tanesinde şu ifadeler yer almaktadır:

Şiddetli depremler, yer yer kıtlıklar ve salgın hastalıklar, korkunç olaylar ve gökte olağanüstü belirtiler olacak. (Luka 21:11)

 

• GÜNEŞ, AY VE YILDIZLARDA BELİRTİLER GÖRÜLECEK

Ramazan Ayı'nda Güneş ve Ay tutulmasının gerçekleşeceği Halley ve Hale Bob kuyruklu yıldızlarının dünyanın yakınlarından geçeceği ve bu geçişlerdeki ilginç noktaları hadislerle bağlantılı olarak açıklamıştık. İncil'de gökyüzündeki bu olayların, ahir zamanın habercisi olduğu belirtiliyor:

Güneş'te, Ay'da ve yıldızlarda belirtiler görülecek. Yeryüzünde uluslar denizin ve dalgaların uğultusundan şaşkına dönecek, dehşete düşecekler. Dünyanın üzerine gelecek felaketleri bekleyen insanlar korkudan bayılacak. Çünkü göksel güçler sarsılacak. (Luka 21:25-26)

O günlerin sıkıntısından hemen sonra, `Güneş kararacak, Ay ışığını vermez olacak, yıldızlar gökten düşecek ve göksel güçler sarsılacak.' (Matta 24:29)

 

• KÖTÜLÜKLERİN ARTMASI

İnsanlardaki ahlak bozukluğu ve bununla bağlantılı olarak insanlar arasındaki sevgi ve saygının ortadan kalkması ahir zaman alametlerinin arasında gösterilmektedir. İncil'de de bu alametler haber verilmektedir:

O zaman birçok kişi imandan sapacak, birbirlerini ele verecek ve birbirlerinden nefret edecekler... Kötülüklerin çoğalmasından ötürü birçoklarının sevgisi soğuyacak. (Matta 24: 10, 12)

 

• DİN DIŞI YAŞANTI YAYGIN OLACAK

Dinin insanların yaşantısında belirleyici rol oynamaması ahir zamanın bir diğer alameti olarak gösterilmektedir:

Çünkü öyle bir zaman gelecek ki, sağlam öğretiye dayanamayacaklar. Kulaklarını okşayan sözler dinleyebilmek için çevrelerine, kendi arzularına uygun öğretmenler toplayacaklar. Kulaklarını gerçeğin sesine tıkayacak, dönüp efsanelere dalacaklar. (II.Timoteyus 3-4)

İmandan dönüş Ruh açıkça diyor ki, sonraki zamanlarda bazıları imandan dönecek. (I.Temoteyus 4:1)

Şunu bil ki, son günlerde çetin anlar olacaktır. İnsanlar, kendilerini seven, para düşkünü, övüngen, kibirli, küfürbaz, anne baba sözü dinlemez, nankör, kutsallıktan ve sevgiden yoksun, uzlaşmaz, iftiracı, özünü denetleyemeyen, azgın ve iyilik düşmanı olacaklar. Hain, aceleci, kendini beğenmiş, Tanrı'dan çok eğlenceyi seven, Tanrı yolundaymış gibi görünüp bu yolun gücünü inkâr edenler olacaklar. Böylelerinden uzak dur. (II.Timoteas 3:1-5)

Nuh'un günlerinde nasıl olduysa, İnsanoğlu'nun gelişinde de öyle olacak. Nuh'un gemiye bindiği güne dek, tufandan önceki günlerde insanlar yiyip içiyor, evlenip evlendiriliyorlardı. Tufan gelinceye, hepsini süpürüp götürünceye dek başlarına geleceklerden habersizdiler. İnsanoğlu'nun gelişi de öyle olacak. (Matta 24:37-38)

 

• İNANANLARA BASKILAR

Dünyanın birçok bölgesinde insanlar "Rabbimiz Allah'tır" dedikleri için, olası bir tehlike olarak görülmekte ve bu yüzden baskılara maruz kalmaktadırlar. İncil'de inanan insanları bekleyen bu tehlike şöyle haber verilmektedir:

O zaman sizi sıkıntıya sokacaklar ve öldürecekler. Benim adımdan ötürü tüm uluslar sizden nefret edecek. (Matta 24:9)

Luka İncili'nde yer alan başka bir açıklamada inananları bekleyen baskı ve işkencenin boyutları şöyle anlatılıyor:

Ama bütün bu olaylardan önce sizi yakalayıp zulmedecekler. Sizi havralara teslim edecek, zindanlara atacaklar. Benim adımdan ötürü kralların ve valilerin önüne çıkarılacaksınız... Anne babalarınız, kardeşleriniz, akraba ve dostlarınız bile sizi ele verecek ve bazılarınızı öldürtecekler... Dayanmakla canlarınızı kazanacaksınız.. (Luka 21:12,16,19)

 

• ZENGİNLERİN SERVETLERİ ARTACAK

Ahir zamanda fakirlik, kıtlık yaşanırken, bir yandan da zenginlerin malları ve servetleri artacak. Yani az olan zengin kesim daha da zenginleşecek ve diğer insanlarla aralarında uçurum meydana gelecek:

Zenginlere uyarı! Dinleyin şimdi ey zenginler, başınıza gelecek felaketlerden ötürü feryat ederek ağlayın. Servetiniz çürümüş, giysinizi güve yemiştir. Altınlarınız, gümüşleriniz pas tutmuştur. Bunların pası size karşı tanıklık edecek, etinizi ateş gibi yiyecektir. Son günlerde servetinize servet kattınız. (Yakup'un Mektubu, 5:1-3)

• YALANCI PEYGAMBERLER ÇIKACAK, BİRÇOĞU MESİH OLDUĞUNU İLAN EDECEK

Ahir zamanda Hz. İsa olduğunu iddia eden birçok insan çıkacak ve bazı insanlar açıkça peygamberliklerini ilan edeceklerdir. Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde Mehdi'nin çıkış alameti olarak gösterilen sahte Mesih'lerin çıkışı İncil'de de bulunmaktadır:

Birçokları, `Mesih benim' diyerek benim adımla gelecek, birçok kişiyi saptıracaklar. (Matta 24: 5)

Eğer o zaman biri size, `İşte Mesih burada', ya da `İşte şurada' derse, inanmayın. Çünkü sahte mesihler, sahte peygamberler türeyecek; bunlar büyük mucizeler ve harikalar yaratacaklar. Öyle ki, ellerinden gelse, seçilmiş olanları bile saptıracaklar. İşte size önceden söylemiş bulunuyorum. (Matta 24: 23-25)

Birçok sahte peygamber türeyecek ve bunlar birçok kişiyi saptıracak. (Matta 24:11)

İsa, "Sakın sizi saptırmasınlar" dedi. "Birçokları, `Ben O'yum' ve `Zaman yaklaştı' diyerek benim adımla gelecekler. Onların ardından gitmeyin. (Luka 21:8)

• SON GÜNLERDE BÜYÜK SIKINTILAR YAŞANACAK VE KARIŞIKLIKLAR OLACAK

Çünkü o günlerde öyle korkunç bir sıkıntı olacak ki, dünyanın başlangıcından bu yana böylesi olmamış, ondan sonra da olmayacaktır. O günler kısaltılmamış olsaydı, hiç kimse kurtulamazdı. Ama seçilmiş olanlar uğruna o günler kısaltılacak. (Matta 24: 6, 21-22)

Daniel peygamberin sözünü ettiği yıkıcı iğrenç şeyin kutsal yerde dikildiğini gördüğünüz zaman Yahudiye'de olanlar dağlara kaçsın. Çünkü o günlerde öyle korkunç bir sıkıntı olacak ki, dünyanın başlangıcından bu yana böylesi olmamış, ondan sonra da olmayacaktır. (Matta 24:15,21)

HZ. İSA'NIN İKİNCİ KEZ YERYÜZÜNE GELİŞİ

Daha önce de değindiğimiz gibi, Hz. İsa'nın ikinci kez yeryüzüne gelişi konusu İncil'in en temel konularından biridir. İncil'de, insanlar, Hz. İsa'nın hayatından örnekler verilerek eğitilmeye çalışılır; bir yandan da sık sık İsa Peygamberin tekrar geleceği haber verilmekte ve tüm inananlar böylesine büyük bir olay karşısında hazırlıklı olmaya davet edilmektedir.

Hz. İsa'nın gelişi ile ilgili bazı İncil açıklamaları şöyledir:

"O zaman İnsanoğlu'nun belirtisi gökte görünecek. Yeryüzündeki bütün halklar ağlayıp dövünecek, İnsanoğlu'nun gökteki bulutlar üzerinde büyük güç ve görkemle geldiğini görecekler. (Matta 24:30)

İsa bunları söyledikten sonra, onların gözleri önünde yukarı alındı. Bir bulut O'nu alıp gözlerinin önünden uzaklaştırdı."Ey Celileliler, neden göğe bakıp duruyorsunuz?" diye sordular. "Sizden göğe alınan bu İsa, göğe çıktığını nasıl gördünüzse, aynı şekilde geri gelecektir. " (Elçilerin İşleri 1:9)

Bu arada, mübarek ümidimizin gerçekleşmesini, ulu Tanrı ve Kurtarıcımız İsa Mesih'in yücelik içinde gelmesini bekliyoruz. (Pavlus'un Titus'a Mektubu, 2:13)

Bütün bunlar, Rab İsa alev alev yanan ateş içinde güçlü melekleriyle gökten gelip göründüğü zaman olacak. Rabbimiz İsa, Tanrı'yı tanımayanları ve kendisiyle ilgili müjdeye uymayanları cezalandıracak. (2.Selaniklilere 1:7-8)

İkinci kez, günah yüklenmek için değil, kurtuluş getirmek için kendisini bekleyenlere görünecektir. (İbraniler 9:28)

İşte, bulutlarla geliyor! Her göz O'nu görecek... (Esinleme 1:7)

"Bunun için size, `İşte Mesih çölde' derlerse gitmeyin. `Bakın, iç odalarda' derlerse inanmayın. Çünkü İnsanoğlu'nun gelişi, doğuda çakıp batıya kadar her taraftan görülen şimşek gibi olacaktır. (Matta 24:26-27)

İsa, "Söylediğin gibidir" karşılığını verdi. "Üstelik size şunu söyleyeyim, bundan sonra İnsanoğlu'nun, kudretli Olan'ın sağında oturduğunu ve göğün bulutları üzerinde geldiğini göreceksiniz." (Matta 26:64)

Şüphesiz o (İsa), kıyamet-saati için bir ilimdir. Öyleyse ondan yana hiçbir kuşkuya
kapılmayın ve Bana uyun. Dosdoğru yol budur.
(Zuhruf Suresi, 61)