|
AHİR ZAMAN ALAMETLERİ
Ahir
zaman alametleri ile ilgili Peygamber Efendimizin pek çok hadisi
bulunmaktadır. Bu hadisler birçok büyük İslam aliminin
kitaplarından bizlere nakledilmiştir. Bu bölümde söz konusu
hadislerin günümüzle olan bağlantıları incelenecektir. Bunun
yanısıra hadislerde, içinde bulunduğumuz dönemin ortam ve
şartlarının açıkça tarif edildiği ve çok yakın geçmişte arka
arkaya gerçekleşen bazı kritik olayların mucizevi bir biçimde
haber verildikleri de gözler önüne serilecektir.
Şimdi hadislerde bildirilen ahir zaman alametlerini ana
maddeler halinde inceleyelim.
1) Fitnelerin Çoğalması
2) Haramların Helal Sayılması
3) Dünyayı Karışıklık ve Kargaşanın Kaplaması
4) İran-Irak Savaşı
5 ) Afganistan'in İşgali
6) Fırat'ın Suyunun Kesilmesi
7) Ramazan'da Ay ve Güneş Tutulmaları
8) Kuyruklu Yıldızın Doğması
9) Kabe Baskını ve Kabe'de Kan Akıtılması
10) Doğu Tarafından Bir Ateşin Görülmesi
11) Büyük ve Hayret Verici Olayların Meydana Gelmesi
12) Güneşten Bir Alametin Belirmesi
1) FİTNELERİN ÇOĞALMASI
İnsanların yaşam şartlarının güçleştiği, Allah'ın ve dinin
çeşitli şekillerde yalanlanarak insanların imanlarının
zayıflatılmaya, yok edilmeye çalışıldığı şiddetli imtihan
ortamları İslami kaynaklarda "fitne" ortamı olarak tanımlanır.
Yan sayfadaki hadis de ahir zamanda önce müminlerin
imanlarının zayıflayacağı ve buna sebep olacak gelişmeler haber
verjlmektedir.
Eğer kısaca özetleyecek olursak, ahir zaman ve Mehdi öncesi
şu olaylar belirecektir:
1- ÖLÜM: Anarşi ve yaygın
katliamlar neticesinde halkın can güvenliğinin kalmaması ve
bunun meydana getirdiği tedirginlik ortamı.
2- AÇLIK: Hayat pahalılığı
sebebiyle meydana gelen geçim sıkıntısı. Felaketler ve doğal
afetler sonucunda kıtlıkların, açlığın artması.
3- FİTNELER: Haramların
küçük-büyük herkesin arasında, alabildiğince yaygınlaşması ve
teşvik görmesi. Her türlü ahlaksızlığın insanların gözleri
önünde yapılması.
4- BİDATLERİN ORTAYA ÇIKMASI:
Dinin aslında olmadığı halde sonradan ortaya çıkarılan adetlerin
dinin esaslarıymış gibi kabul edilmesi.
5- DİNİ ANLATMA İMKANLARININ
KAYBOLMASI: İyiliğin emredilmesi ve kötülüğün
engellenmesi, kısacası tebliğ imkanının kaybolması ile meydana
gelen boşluk.
Fitne ortamları sağlam imana sahip müminler için imanlarının,
sabırlarının ve ahiretteki derecelerinin artmasına vesile
olurken, zayıf ve yüzeysel imana sahip geniş kesimlerin
imanlarını kaybetmelerine ya da imanlarının daha da
zayıflamasına yol açar. İşte Mehdi bu tür bir fitne ortamının en
yoğun ve şiddetli olarak yaşandığı bir dönemde ortaya
çıkacaktır:
|
Kıyamet yaklaştığı zaman ve müminlerin kalbi; ölüm,
açlık, fitneler, sünnetlerin kaybolması, bid'atlerin ortaya
çıkması, emri bil maruf ve nehyi anıl münker (iyiliği
emredip kötülükten menetme) imkanlarının kaybolması gibi
sebeplerle zayıfladığı zaman benim evlatlarımdan Mehdi ile
Cenab-ı Hak sünnetleri ihya eder. Onun adalet ve bereketi
ile müminlerin kalbi ferahlar, Acem (Arap olmayan) ve Arap
milletleri arasında ülfet ve muhabbet yerleşir.
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il
Ahir Zaman, s. 66) |
Başka hadislerde de ahir zamanda Mehdi'nin, her yere erişmiş
çok yaygın bir fitne varken ortaya çıkacağı bildirilmektedir:
|
Mehdi, fitnelerin zuhur ettiği bir zaman
aralığında gelecek.
(Mektubat-ı Rabbani, 2-258) |
| Mağrib'de (batıda) karışıklıklar,
fitneler ve korku olacak. Açlık ve hayat pahalılığı
alabildiğine yayılacak. Fitneler çoğalacak.
(Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman
Alametleri, s.440) |
|
Hiçbir tarafın ondan mahfuz kalmayacağı bir fitne zuhur
edecek, bu fitne kaldığı yerden hemen başka bir tarafa
yayılacak ve bu durum bir münadinin semadan seslenerek: "Ey
insanlar, emiriniz artık Mehdi'dir" demesine kadar devam
edecektir.
(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il
Muntazar, s. 23) |
Hadislerde herkese ulaşacak, hızla yayılacak bir fitneden
bahsedilmektedir. Yani herkesin haberdar olacağı, dine ve
Allah'a karşı ortaya sürülen bir fitne insanların imanlarını
hedef alacaktır. Günümüzde, Allah'ın varlığına ve dinin
yaşanmasına karşı öne sürülen en geniş çaplı fikri akım
materyalist felsefedir. Bu felsefenin kendisine dayanak aldığı
sözde bilimsel temel ise "evrim teorisi"dir. Hiçbir bilimsel ve
mantıksal delile dayanmadığı, tamamen akıl ve bilim dışı olduğu
halde, güçlü propaganda, aldatmaca ve göz boyama yöntemleriyle
bu safsata dünya çapında belirli materyalist odaklar tarafından
kitlelere empoze edilmeye çalışılmaktadır.

Charles Darwin
|
Bugün evrim teorisinin gerek basın gerekse televizyon yoluyla
hemen hemen girmediği hiçbir ev, bu teoriyi duymayan hiç kimse
yok gibidir. Bu durum, bütün Batı dünyası için geçerli olduğu
gibi Müslüman ülkeler için de geçerlidir. Öyle ki ders
kitaplarına bile sokulmuş olan bu teori öne sürdüğü sayısız
yalan ve göz boyamalarla daha çocuk yaşlardan itibaren insanlara
telkin edilmekte; tesadüfler sonucunda meydana geldikleri,
maymundan türedikleri gibi gülünç safsatalarla insanlar
yanıltılmaktadır. İlkokullardan üniversitelere kadar gençlerin
evrimci yalanlarla beyinleri yıkanmaktadır.
Burada dikkat çekici bir nokta daha vardır: Peygamberimiz
(sav)'in hadisinde belirttiği gibi bir fitnenin dünyanın her
yerine nüfuz etmesi ve hızla yayılması, ancak günümüzdeki gibi
teknolojik imkanlarla (basın, yayın, internet, uydu iletişimi,
vs...) gerçekleşebilir. Geçmişteki şartlarda bir fitnenin dünya
çapında bu kadar geniş alana yayılma imkanı bulması mümkün
değildir. Nitekim bugüne kadar Allah'ın varlığına, yaratılışa ve
dine karşı savaş açmış, dünya çapında yaygın bir başka fitne
daha geçmişte görülmemiştir. Tüm bunlar Mehdi'nin çıkış
zamanının içinde yaşadığımız dönemde olacağına dair önemli
işaretlerdir.Ancak şunu da hatırlatmalıyız ki, hadislerde
Mehdi'nin gelmesiyle bu fitnenin sona ereceği de
müjdelenmektedir.
2) HARAMLARIN HELAL SAYILMASI
Günümüzde fuhuş, kumar, içki, faiz, rüşvet gibi birçok fiil,
haram olmalarına rağmen halkın büyük bir çoğunluğu tarafından ve
giderek artan bir oranda işlenmektedir. Üstelik bu haramları
işleyenler övülmekte ve teşvik edilmekte, işlemeyenler ise
yerilmekte ve aşağılanmaktadırlar. Yapılan istatistikler ise bu
konudaki sayının giderek arttığını göstermektedir. Son birkaç on
yıl içinde son derece yaygın bir hale gelmiş bu sınır tanımayan,
helali, haramı göz ardı eden, her türlü azgınlığı mubah sayan
yaşam tarzı hadislerde tarif edilen ortamı çok açık bir şekilde
yansıtmaktadır. Mehdi'nin çıkış habercisi olan bu karanlık ortam
hadislerde şöyle tarif edilir:
| Bir fitne görülür, bunu diğer
fitneler takip eder
bundan sonra bütün haramların helal
sayılacağı bir fitne gelir
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il
Ahir Zaman, s. 26) |
|
Küfür her yanı istila edip hükmü cemiyet içinde aşikare
işlenmedikçe Mehdi zuhur etmez. Bu vakitte vaki olan ise
küfrün istilasıdır. Onun kuvvetidir.
(Mektubat-ı Rabbani, 2-259) |
|
Hz. Mehdi, bütün haramların helal
sayıldığı büyük bir fitneden sonra çıkacaktır.
(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il
Muntazar, s. 23) |
3) DÜNYAYI KARIŞIKLIK VE KARGAŞANIN
KAPLAMASI
|
Dünya hercü merc* içinde kaldığında, fitneler zuhur
ettiğinde, yollar kesildiğinde, bazıları bazısına hücüm
ettiğinde, büyük küçüğe merhamet etmediği, büyüğe vakarlı
davranmadığında Allah, bu sırada onlardan adavetin kökünü
kazıyarak dalalet kalelerini fethedecek ve evvelce benim
ayakta tuttuğum gibi, ahir zamanında dini ayakta tutacak,
önceden zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak birini
(Mehdi) gönderecektir.
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il
Ahir Zaman, s.12) |
Herc-ü Merc: İnsanlar arasında meydana gelen
fitne, fesat, darmadağınık, karmaşık, allak bullak ortam.

Yapılan bombardımanlar Kosova'daki binlerce Müslümanı
evsiz bıraktı.
|

Bosna'da yıllarca süren savaş yüzbinlerce Müslümanın
ölümüyle sonuçlanmıştır.
|
|
Önceki sayfadaki hadiste görüldüğü gibi, belirli bir yer
tarif edilmeyip, karışıklığın dünyanın her tarafında
yayılacağına işaret edilmektedir. Gerçekten de hadiste tarif
edildiği şekilde, bugün dünyanın beş kıtasında büyük kargaşalar,
savaşlar, katliamlar ve terör olayları devam etmektedir. Her gün
yüzlerce insan sebepsiz yere öldürülmekte, yurtlarından
çıkarılmaktadır. (Detaylı bilgi için bakınız. Harun Yahya,
Kıyamet Alametleri, Kültür Yayıncılık)
4) İRAN-IRAK SAVAŞI
Ahir zamanda meydana gelecek önemli bir savaş hadiste şöyle
haber verilir:
|
Şevval ayında ayaklanma Zilkade'de harb
konuşmaları, Zilhicce'de ise harb vaki olacak.
(Kıyamet Alametleri, s. 166) |
Hadiste belirtilen Şevval, Zilkade ve Zilhicce ayları
İran-Irak savaşının gelişim aşamalarıyla aynı tarihlere denk
gelmektedir:
Şevval ayında ayaklanma...
İran Şahı'na karşı olan ilk ayaklanma bilindiği gibi hadiste
belirtilen 5 Şevval 1398 (8 Eylül 1976)'de olmuştur.
Zilkade'de harp konuşmaları ve Zilhicce'de ise harp vaki
olacak...
Hicri 1400 Zilhicce (1980 Ekim) ayında İran-Irak arasındaki
savaş tam anlamıyla başlamıştı.
Bir başka hadiste de bu savaşın ayrıntıları şöyle tarif
edilir:
|
Faris yönünden gelecek olan bir kavimdir ki,
şöyle diyecekler: "Ey Araplar! Siz fazla taassuba kaçtınız!
Siz bunlara gereği gibi hak tanımazsanız, sizinle hiç kimse
birlik kurmayacaktır... Bir gün, onlara ve bir gün de
sizlere verilsin, ve karşılıklı sözler tutulsun..." Onlar
Mutıka çıkacaklar, Müslümanlar oradan aşağı yazıya
inecekler... Müşrikler öbür yandaki (Rakabe) denilen bir
simsiyah olan nehrin kenarında duracaklar... Aralarında
savaş olacak: Her iki ordudan, Allah, zaferi kaldıracak
(Kıyamet Alametleri, s. 179) |
| - Faris yönünden gelecek olan: |
İran tarafından gelecek olan |
| - Faris : |
İran - İranlı (Büyük Lugat) |
| - Yazıya inecekler : |
Ovalık-Irak Ovası |
| - Mutık : |
Yöredeki bir dağın adı. |
| - Rakabe : |
Petrol kuyularının çok olduğu bölgedir. |
|
| "Ey Araplar! Siz
fazla taassuba kaçtınız! Siz bunlara gereği gibi hak
tanımazsanız, sizinle hiç kimse birlik kurmayacaktır
" |
Hadisin bu bölümünde iki taraf arasında, ırkçılıktan
kaynaklanan bir anlaşmazlığın olacağına dikkat çekiliyor. Bu
anlaşmazlık sebebiyle, "Yazı"ya (Yazı: Irak Ovası) inilecek ve
savaş başlayacak.
Allah, her iki ordudan zaferi kaldıracak...
Bu hadisin de işaret ettiği gibi, İran-Irak Savaşı 8 yıl
sürmüş ve binlerce kayıp verilmesine rağmen bir netice
alınamamıştır. İki taraf da kesin bir üstünlük sağlayamamıştır.
5) AFGANİSTAN'IN İŞGALİ
Talikan'a yazık oldu.
|
Talikan'a (Afganistan'a) yazık oldu.
Şüphesiz Allah Teala'nın orada altın ve gümüş olmayan
hazineleri vardır. Orada Allah'ı hakkıyla bilen insanlar
vardır. Onlar ahir zaman Mehdi'sinin yardımcılarıdır.
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il
Ahir Zaman, s. 59) |
Hadiste Afganistan'ın ahir zamanda işgal edileceğine işaret
vardır. Gerçekten de Rusların Afganistan'ı işgali olan 1979 yılı
Hicri 1400 yılına, diğer bir ifadeyle Hicri 14. yüzyılın
başlangıcına denk gelmektedir.
Orada altın ve gümüş olmayan hazineleri vardır...
Rivayetin bu bölümünde de Afganistan'ın maddi zenginliklerine
dikkat çekilmektedir. Bugün Afganistan'da çeşitli sebeplerle
işletilmeye açılmamış büyük petrol yatakları, demir havzaları ve
kömür madenleri tespit edilmiştir.
6) FIRAT'IN SUYUNUN KESİLMESİ
Fırat Nehri'nin suyunun kesilip durdurulması da Mehdi'nin
çıkış alametlerindendir:
|
Fırat Nehri'nin suyu çekilerek altın
hazinesini açıklaması zamanı yaklaşıyor. Her kim, o zaman
orada bulunursa o hazineden bir şey almasın.
(Hadisi Buhari ve Müslim rivayet
etmişlerdir. Riyazü's Salihin, 3/332) |
Diğer hadislerde bu olayın ayrıntılarıyla ilgili önemli
bilgiler verilmektedir:
|
Resulullah: Fırat Nehri altın bir dağ
üzerinden açılmadıkça kıyamet kopmayacaktır...
(Sahih-i Müslim, 11/320) |
|
Resulullah: Fırat'ın altın bir dağ
üzerinden açılması yakındır. İmdi orada kim bulunursa, ondan
birşey almasın! buyurdular.
(Sahih-i Müslim 11/320) |
|
Resulullah şöyle buyurdu: Yakında Fırat
Nehri altın hazinesini açığa çıkarır, kim buna hazır
bulunursa, ondan bir şey almasın.
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il
Ahir Zaman, s. 28) |
| (Resulullah:) "Fırat
Nehri bir altın dağını açığa çıkarır" dedi.
(Sünen-i Ebu Davud, 5/116) |
Görüldüğü gibi Mehdi'nin çıkışının önemli bir alameti olan
Fırat Nehri'nin suyunun durdurulması ve altın değerinde bir
hazinenin ortaya çıkması pek çok büyük hadis kitabında yer
almaktadır.
Şimdi yukarıda yer verdiğimiz hadislerde geçen bu konuyla
ilgili önemli ifadeleri tek tek ele alarak inceleyelim:
(I) FIRAT NEHRİ'NİN SUYUNUN ÇEKİLİP...
|
Resulullah buyurdu ki: (1) Fırat Nehri'nin suyu çekilip
(2) altından bir dağ meydana çıkmadıkça kıyamet kopmaz...
(Hadisi Buhari ve Müslim rivayet
etmişlerdir. Riyazü's Salihin, 3/332) |
Suyuti'nin kitabında bu hadis "suyun durdurulması" olarak
geçmektedir. Gerçekten de Keban Barajı, Fırat Nehri'nin suyunu
durdurarak kesmiştir.
(2) "ALTIN"DAN BİR DAĞ MEYDANA ÇIKMADIKÇA...
Yapılan baraj sayesinde; elektriğin üretilmesi, toplanan
suyun arazide kullanılarak toprağın veriminin artması ve ulaşım
kolaylığının sağlanması gibi sebeplerle, buradaki topraklar
"altın" gibi kıymetli hale gelmiştir.
Yukarıdaki şematik çizimde de görüldüğü gibi baraj, betondan
dev bir dağı andırmaktadır. Bu barajdan (hadis-i şerifteki
benzetmeye göre dağdan) altın değerinde servet dökülmektedir.
Dolayısıyla baraj "altın bir dağ" hususiyetini kazanmaktadır.
(En doğrusunu Allah bilir)
7) RAMAZAN AYI'NDA AY VE GÜNEŞ TUTULMALARI
|
Mehdi için 2 alamet vardır ki... Bunun
birincisi, Ramazan'ın birinci gecesi Ay'ın ikincisi de
ortasında Güneş'in tutulmasıdır.
(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il
Muntazar, s. 47) |
|
Ramazan'ın birinci gecesi Ay, ortasında
Güneş tutulacaktır.
(Kıyamet Alametleri, s. 199) |
| Onun saltanatı
zamanında, Ramazan Ayı'nın on dördünde Güneş tutulacaktır, o
ayın ilkinde ise Ay kararacak...
(Mektubat-ı Rabbani, 380. mektup, 2/1163) |
|
Mehdi'nin çıkmasından önce bir Ramazan
içinde gGüneş iki defa tutulacaktır.
(Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman
Alametleri, s. 440) |
|
... Güneş'in oruç ayının ortasında, Ay'ın
ise sonunda tutulması...
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il
Ahir Zaman, s. 37) |
|
Ramazan'da iki defa Ay tutulması
olacaktır.
(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il
Muntazar, s. 53) |
|
Mehdi'nin gelişi Razaman ayında ayın iki
kere tutulmasına sebep olacaktır.
(Kıyamet Alametleri, s. 200) |
Yukarıdaki rivayetlerde dikkati çeken en önemli nokta Ramazan
Ayı'nın ortasında hem Güneş tutulmasının, hem de bir ay içinde
"Ay"ın ve "Güneş"in iki kere tutulmasının imkansız olduğunun
fark edilmesidir. Bu, normal şartlarda gerçekleşmeyecek bir
durumdur. Oysa diğer ahir zaman alametlerinin çoğu insanın
anlayabileceği, belirli sebeplere bağlı olarak gerçekleşebilecek
olaylardır.
Eğer bu hadislerde tarif edilen olaylar dikkatle incelenirse,
rivayetler arasında çeşitli farklılıklar olduğu göze çarpar.
Yukarıdaki 1, 2 ve 3. rivayetlerde Ay, Ramazan'ın birinci günü,
4. rivayette ise sonuncu günü tutulacaktır. Böyle bir durumda
yapılacak en doğru şey, aynı olaya bakan farklı rivayetlerin
ittifak ettikleri ortak yönleri tespit etmek olacaktır. Buna
göre, yukarıdaki hadis rivayetlerinin toplamından çıkan ortak
sonuçlar şunlardır:
1. Ramazan ayında Ay ve Güneş tutulmaları olacaktır.
2. Bu tutulmalar ortalama 14-15 gün arayla olacaktır.
3. Bu tutulmalar iki kere tekrarlanacaktır.
Bu tespitlere uygun olarak, 1981 yılında (Hicri-1401'de)
Ramazan Ayı'nın 15. günü Ay, 29. günü de Güneş tutulmuştur. Yine
"ikinci olarak", 1982 yılında (Hicri-1402'de) Ramazan Ayının 14.
günü Ay, 28. günü de Güneş tutulmuştur.
Ayrıca bu hadisede "Ay"ın Ramazan'ın tam ortasında DOLUNAY
halinde tutulması ve dikkatleri çekecek bir alamet olarak
belirmesi de son derece anlamlıdır.
Bu olayların Mehdi'nin diğer çıkış alametleriyle aynı dönemde
meydana gelmesi ve Hicri 14. yüzyıl başlarında, üst üste iki yıl
(1401-1402) mucizevi bir tarzda tekrarlanması rivayetlerin
işaretinin bu olaylar olabileceğini kuvvetlendirmektedir.
8) KUYRUKLU YILDIZIN DOĞMASI
|
Mehdi'nin çıkışından evvel, (her tarafı)
aydınlatan kuyruklu bir yıldız doğacaktır.
(Kıyamet Alametleri, s. 200) |
|
O gelmeden önce, doğudan ışık veren bir
kuyruklu yıldız görünecektir.
(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il
Muntazar, s. 53) |
|
O yıldızın doğması, Güneş ve Ay
tutulmasından sonra olacaktır.
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il
Ahir Zaman, s. 32) |
Hadislerde belirtildiği gibi:
- 1986 yılında (Hicri 1406'da) yani 14. yüzyıl başlarında "Halley"
kuyruklu yıldızı Dünyamızın yakınından geçmiştir. Bu kuyruklu
yıldız parlak, ışıklı bir yıldızdır.
- Hareket yönü doğudan batıya doğrudur.
- 1981 ve 1982 (1401-1402) yıllarında meydana gelen Ay ve
Güneş tutulmaları olayından sonra ortaya çıkmıştır.
Bu yıldızın doğuşunun da diğer çıkış alametleri ile aynı
zamanda meydana gelmesi, Halley kuyruklu yıldızının hadiste
işaret edilen yıldız olduğunu doğrular niteliktedir.
Başka bir hadis-i şerifte de Mehdi'nin alametlerinden olan
kuyruklu yıldız hakkında şu bilgiler verilmiştir:
|
Şark tarafından bir kuyruklu yıldız doğup
aydınlık verecektir. Onun her günkü irtifi (geçiş yönü)
meşrıktan mağribedir (doğudan batıya doğrudur).
(Mektubat-ı Rabbani, 2/258) |
Tarih boyunca bu kuyruklu yıldızın geçtiği zamanlarda
Müslümanlar açısından çok önemli hatta dönüm noktası
sayılabilecek hadiseler meydana gelmiştir. Bunlardan bir kısmı
Peygamberimizden aktarılan rivayetlerde de bildirilmiştir.
Bu yıldız ilk çıktığında;
Hz. Nuh (a.s.) kavmi helak olmuştur.
Hz. İbrahim (a.s.) ateşe atılmıştır.
Hz. Musa (a.s.) ile uğraşan Firavun ve kavmi yok edilmiştir.
Hz. Yahya (a.s.) öldürüldüğünde de görülmüştür.
Siz o yıldızı gördüğünüzde fitnenin şerrinden Allah'a
sığınınız.
(Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il
Ahir Zaman, s. 32) |
Bu yıldız geçtiğinde meydana gelen diğer önemli olaylar da
şunlardır:
Hz. İsa (a.s.) doğmuştur.
Peygamber Efendimize ilk vahiy gelmeye başlamıştır.
Osmanlı Devleti tarih sahnesinde yer almaya başlamıştır.
İstanbul Fatih tarafından fethedildiğinde bu yıldız
görülmüştür.
HALLEY KUYRUKLU YILDIZI HAKKINDA BAZI
İLGİNÇ RAKAMLAR
Halley kuyruklu yıldızı ile ilgili bazı sayıların "19"
sayısının tam katları olması da oldukça dikkat çekicidir:
Halley Kuyruklu Yıldızı 76 yılda bir geçiyor
76 = 19 x 4
Bu yıldız en son Hicri 1406'da görüldü 1406 = 19 x 74
Bu konuyla ilgili bir diğer ilginç durum da şudur: Yukarıda
da hesapladığımız gibi Halley yıldızının geçmiş olduğu Hicri
1406 yılı 19'un tam 74 katıdır. "74" sayısı ise aynı zamanda
Kuran-ı Kerim'de 19 mucizesine işaret edilen MÜDDESSİR
Suresi'nin sıra numarasıdır.
Kuran'ın Müddessir Suresi'nin (74. sure) 30. ayetinde "19"
sayısının müminler için bir rahmet, inkar edenler için ise bir
fitne vesilesi olduğu bildirilmektedir.
Halley kuyruklu yıldızının 19 ile olan bu mucizevi bağlantısı
da, inkar edenler üzerine bir fitne, müminlere ise bir rahmet
müjdelediğine işaret ediyor olabilir.
Müddessir Suresi'nin 1. ve 2. ayetlerinde Hz. Muhammed
(sav)'e "EY ÖRTÜNEN! KALK VE KORKUT"
şeklinde buyurulmaktadır. Bu, ayetlerin açık anlamıdır. Fakat bu
ayetlerin ahir zamana yönelik ikinci bir örtülü, gizli
işaretleri de bulunabilir. Belki de "EY GİZLENEN" denilerek
Resulullah Efendimizin soyundan gelecek olan ve Hicri 1406'da
çıkış alametlerinden biri (Kuyruklu Yıldızın doğuşu hadisesi)
belirecek olan Mehdi'ye işaret ediliyor olabilir.
74- Müddessir Suresi
1. Ey örtüsüne bürünen
2. Kalk ve korkut (uyar)
Müddessir: örtünen-bürünen-gizlenen demektir.
- Bir başka büyük mucize ve işaret ise Halley yıldızının 1986
(hicri 1406)'daki geçişinin, Hz. Muhammed'in peygamberlikle
vazifelendirildiği MS. 607'den bu yana 19. GEÇİŞİ olmasıdır.
9) KABE BASKINI VE KABE'DE KAN AKITILMASI
|
Onun çıkacağı yıl, insanlar hacca,
başlarında bir emir bulunmadan gidecekler... Hep birlikte
Beyt-i Şerif'i tavaf edecekler, sonra Mina'ya indiklerinde,
köpekler gibi birbirine saldıracak, hacılar soyulacak,
kanlar Akabe Cemresinin üzerine akacak.
(Kıyamet Alametleri, s. 168-169) |
|
İnsanlar başlarında bir imam bulunmaksızın
hac ederler. Mina'ya indiklerinde etrafları, köpeklerin
sarışı gibi sarılıp, kabilelerin birbirine girmesi ile büyük
savaşlar olur. Öyle ki ayaklar kan gölü içinde kalır.
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il
Ahir Zaman, s. 35) |
Yukarıdaki hadislerde "onun çıkacağı yıl" cümlesi
kullanılarak, Mehdi'nin çıkış tarihinde Hac sırasında meydana
gelecek bir katliama dikkat çekilmektedir. 1979 yılında, Hac
sırasında gerçekleşen Kabe baskınında aynen böyle bir katliam
yaşanmıştır. Çok ilginçtir bu kanlı Kabe baskını da ahir zamanın
başlangıcının ve Mehdi'nin çıkışının diğer alametlerinin
gerçekleştiği dönemin tam başında yani Hicri 1400 yılının ilk
gününde, 1 Muharrem 1400 (21 Kasım 1979) tarihinde meydana
gelmiştir.
Yine hadis-i şerifte kanların akacağından bahsedilerek
öldürme olayına dikkat çekilmiştir. Baskın sırasında Suudi
askerleri ile saldırgan militanlar arasında meydana gelen
çarpışmada 30 kişinin öldürülmesi, bu rivayetin kalan kısmını da
doğrulamıştır.
1979 (Hicri 1400)'da gerçekleşen bu Kabe baskının ardından 7
sene sonra Hicri 1407 yılında, Hac sırasında çok daha büyük
kanlı bir olay meydana gelmiştir. Bu hadisede caddelerde gösteri
yapan hacılara saldırılarak 402 kişi katledilmiş, çok fazla kan
akıtılmıştır. Beyt-ül Muazzama'nın yanında, Müslümanların (Suudi
Arabistan askerleri ile İran'lı Hacıların) birbirlerini
öldürmeleri ile büyük günahlar işlenmiştir. Bu kanlı olaylar
ilgili hadislerde tarif edilen ortamla çok büyük benzerlikler
taşımaktadır:
|
Resulullah buyurdu: Ramazan'da bir seda,
Şevval'de bir ses, Zilkade'de kabileler arasında savaş olur.
Hacılar talana uğrar. Mina'da ölülerin çok olacağı bir savaş
olur, öyleki orada taşları kan gölü içinde bırakacak kadar
kan akar.
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il
Ahir Zaman, s. 31) |
|
Ramazan'da bir seda olur. Şevval'de de bir
seda olur. Zilkade'de kabileler birbiriyle çarpışır.
Zilhicce'de hacılar talana uğrar. Muharrem'de gökten şöyle
nida olur. "Dikkat ediniz. Filan kimse Allah'ın halkının
hayırlılarındandır. Onu dinleyiniz ve ona uyunuz."
(Ramuz El Hadis, 2/518-5) |
|
Şevval ayında ayaklanma, Zilkade'de harb
konuşmaları, Zilhicce'de ise harb vaki olacak. Hacılar
soyulacak kanları (Cemretül Akabe) üzerine akacak.
(Kıyamet Alametleri, s. 166) |
| Zilkade ayında
kabileler savaşır, hacılar kaçırılır, melhameler olur.
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il
Ahir Zaman, s. 34) |
|
Şevval'de savaş naraları, Zilhicce'de harb
ve kıtal olur, yine Zilhicce'de Hacı talana uğrar, hatta
caddeler kandan geçilmez ve haramlar çiğnenir. Beyt-ül
Muazzam'ın yanında büyük günahlar işlenir.
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il
Ahir Zaman, s. 37) |
Hadislerde geçen ifadeleri incelediğimizde de aynı dönemle
ilgili önemli olaylara işaretler bulunduğu görülecektir:
Beyt-ül Muazzama'nın yanında büyük günahlar işlenir.
Yukarıdaki hadiste, Beyt-ül Muazzama'nın (Kabe'nin) içinde
değil, yanında çıkacak olaylara dikkat çekilmektedir. 1407
yılının Zilhicce Ayı'nda (Hac mevsiminde) meydana gelen olaylar
da ilkinden farklı olarak Kabe'nin içinde değil yanında
gerçekleşmiştir. En başta anlattığımız olay ise 1 Muharrem
1400'de Beyt-ül Muazzama'nın (Kabe'nin) bizzat içerisinde
olmuştu. Her iki hadise de rivayetlerin işaretine uygun bir
şekilde gerçekleşmiştir.
Kabe'de kan akıtılması, hacıların katledilmesi gibi,
hadislerde haber verilen böyle önemli iki büyük hadisenin Mehdi
hakkında bildirilen tüm alametlerin çıktığı dönemde birbiri
ardına gerçekleşmesinin bir rastlantı olması oldukça zor
gözükmektedir.
... Zilhicce'de harb ve kıtal olur.
Hadislerde, bu savaş ve çatışmalardan, hacıların öldürülmesi
konusu ile birlikte bahsedilmesi söz konusu olayların aynı zaman
diliminde meydana geleceklerini göstermektedir. Aynı dönem,
İran-Irak savaşının çıktığı, Türkiye'nin güney doğusunda,
Ortadoğu ülkelerinde çatışma ve karışıklıkların en yoğun
yaşandığı bir dönemdi.
... Şevval'de savaş nidaları olur.
Yine aynı zamanlarda Basra Körfezi'ndeki gerginliğe,
İran-Amerika arasındaki gerginleşme ve savaş durumuna dikkat
çekilmiş olabilir.
10) DOĞU TARAFINDAN BİR ATEŞİN GÖRÜNMESİ
| "İkdiddurer" isimli
kitapta Mehdi'nin zuhur alametleri bahsinde geçiyor: Doğuda,
semada üç gece görünen büyük bir ateşin çıkması. Mutad
(alışılmışın dışında) şafak kızıllığı gibi olmayan bir
kırmızılığın semada görülüp ufukta yayılması.
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il
Ahir Zaman, s. 32) |
|
Doğudan üç veya yedi gün ardı ardına büyük
bir ateş zuhur edecek, gökte karanlık görülecek, gökte
alışılmış olan kırmızılığın aksine bambaşka bir kızıllık
yayılacak. Yeryüzünün duyup anlayabileceği bir dille nida
edilecek.
(Kıyamet Alametleri, s. 166) |
| Ebu Cafer b.
Muhammed b. Ali (r.a.)dan rivayet edildi. Siz üç veya yedi
gün, doğudan bir ateşi gördüğünüz zaman Al-i Muhammed'in
çıkmasını bekleyiniz, inşaallah-ü Teala, bir münadi
Mehdi'nin ismi ile semadan nida edecek ki, doğuda batıda
olan herkes bu sesi işitecek. Öyleki korkudan uykuda olanlar
uyanacak, ayakta olan çökecek, oturan ise ayağa
fırlayacaktır.
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il
Ahir Zaman , s. 32) |
|
Yemin ederim ki bir ateş sizi saracaktır.
O ateş bugün Berehut denilen vadide sönük vaziyettedir. O
ateş içinde müthiş azap olduğu halde insanları kaplar. O
ateş insanları, malları yakıp bitirir. Sekiz gün içinde
rüzgar ile bulut gibi uçarak dünyanın her tarafına yayılır.
Geceki sıcağı gündüzki hararetinden daha şiddetlidir. O ateş
insanların başının üzerinden arşın altına kadar yaklaşarak
yeryüzü ile gökyüzü arasında gökgürültüsü gibi korkunç
gürültüsü olur, buyurdu.
(Ölüm-Kıyamet -Ahiret ve Ahir Zaman
Alametleri, s. 461) |
Mehdi'nin çıkış öncesi alametlerinden olan bu ateş hakkında
kısa bir açıklama yapmak yerinde olacaktır.
Bazı kişiler bu ateşi; sebepsiz yere birdenbire ortaya çıkan,
sönme nedir bilmeyen, hatta herkesin bulunduğu yerden mutlaka
göreceği tarzda bir alamet olarak beklemektedir. Halbuki kıyamet
alametlerinin meydana gelişi sırasında imtihan devam ettiğinden
onların anlaşılması, herkesin mecburen kabul edeceği bir
açıklıkta olmaz. Böylece insanlar akıllarını, vicdanlarını,
iradelerini kullanarak karar verirler. Şayet kıyamet alametleri
ile ilgili hadisler en ince ayrıntısına kadar (mesela; hangi
şehirde, kaç tarihinde, ne şekilde çıkacağı) anlatılsaydı, daha
önce de belirttiğimiz gibi herkes mecburen kabul eder, insanlar
arasında derece farkı kalmazdı. Bu sebeple kıyamet alametleri
ile ilgili hadisler özellikle yarı kapalı bir şekilde
bildirilmiştir.
Ateş alametini de bu şekilde değerlendirmek gerekmektedir.
Bir ateş sebepsiz yere çıkmaz, ya bir kaza, ya bir patlama gi bi
kasıt veya ihmal neticesinde çıkar. Mehdi'nin çıkış alameti
olarak söylenmesi, onun çok garip ve olağanüstü bir alamet
şeklinde çıkmasını gerektirmez. Önemli olan bu ateşin, hadiste
tarif edilen ateşin özelliklerine uygun olarak çıkmasıdır. Bu
ateşi tanımak ve tespit edebilmek için yapılacak ilk iş,
özelliklerinin ortaya çıkartılmasıdır.
Bilindiği gibi Temmuz 1991 yılında Irak'ın Kuveyt'i işgali
sonrasında, Kuveyt'e ait petrol kuyularını ateşe vermesi
sonucunda Kuveyt ve Basra Körfezi'ni çok büyük bir ateş
sarmıştır.
- Kuveyt'de yanan petrol, insan ve hayvanlar arasında ölüme
sebep olmaktadır. Uzmanlara göre günde yarım milyon ton petrol
duman olarak atmosfere karışmaktadır. Her gün 10 bin tondan
fazla iş, kükürt, karbondioksit ve büyük miktarda, kanser yapıcı
özelliği olan hidrokarbonlar bulut gibi körfez üzerinde asılı
durmaktadırlar... Yalnız Körfez değil, onun şahsında Dünya
yanmaktadır. (M. Necati Özfatura, Kurtlar Sofrasında Ortadoğu,
s. 175)
-Ateşe verilen iki kuyu, Türkiye'nin bir günde çıkarabildiği
kadar petrol veriyor ve dumanlar 55 km. uzaklıktaki Suudi
Arabistan'dan bile görülebiliyor. (Hürriyet, 23 Ocak 1991)
-Körfez'de sönmeyen felaket haberleri: Kuveyt'te ateşe
verilen yüzlerce petrol kuyusu alev alev yanıyor. Uzmanların
"söndürmek son derece zor" dedikleri petrol kuyularındaki
yangının Türkiye'den Hindistan'a kadar olan geniş bir bölgeyi en
az 10 yıl süreyle etkileyeceği bildiriliyor.
Ateşe verilen petrol kuyularında çıkan alev ve dumanlar
atmosferi devamlı kirletmektedir. Kuveyt gündüzleri gece
manzarası arz etmektedir. Alevlerle birlikte yükselen füme rengi
duman, Kuveyt semalarında sonbahardan kış mevsimine geçişi
hatırlatıyor... Kuveyt'in tamamının yaşanılır hale gelmesi için
en az bir senelik bir zamana ihtiyaç vardır. Kilometrelerce
uzaktan görülen alevlerle birlikte yükselen dumanlar, Kuveyt
semalarını tamamen kaplayarak ülkeyi yaşanmaz hale getirmekte ve
varlıklı olanlar Kuveyt'i terk etmektedirler.
Dahran'daki araştırma merkezi müdürü Abdullah Dabbag'ın
NewYork Times'da çıkan açıklamasına göre, Basra Körfezi'ndeki
kirlenme neticesinde 106 tür balık, 180 tür yumuşakçalar ve
bölgede yaşayan 450 tür hayvan yaşama savaşı vermektedir. 600
petrol kuyusundan yükselen dumanların komşu ülkelere yayıldığı,
ayrıca kükürt gibi kanserojen maddeler ihtiva eden dumanların
asit yağmuruna dönüşerek tarımda verimi azalttığı
açıklanmaktadır. (M. Necati Özfatura, Kurtlar Sofrasında
Ortadoğu, s. 171)
|
Yemin ederim ki bir ateş sizi saracaktır.
O ateş bugün Berehut denilen vadide sönük vaziyettedir.
(Kamus Tercemesi, c. 1, s. 550)
Berehut: Bir vadi veyahut bir kuyu adıdır. |
Hadis-i şerifin ilk kısmında ateş için "sönük bir
vaziyettedir" denmektedir. Ateş, yanıcı bir maddenin yanmasıyla
meydana gelen bir durum olduğuna göre burada sönük vaziyette
bekleyen ateşin kendisi değil, ateşin yakacağı hammaddedir.
Burada toprak altından çıkarılan petrole işaret edilmektedir.
Nitekim hadisteki Berehut denilen yer, bir kuyunun adıdır. Bu
kuyu petrol kuyusudur. Zamanı gelince bu kuyulardan çıkarılan
petrol, yanmaya hazır bir ateş haline gelmektedir.
"O ateş müthiş azap olduğu halde insanları kaplar." O ateş,
sadece yanan bir ateş değil, aynı zamanda insanları canından,
malından ederek azap içinde, elem-üzüntü içinde bırakacak ve
bütün doğayı kirletecek olan bir ateş.
"O ateş insanları, malları yakar bitirir." O ateş bir kısım
insanların ölümüne sebep olmaktadır. Bunun yanında malları
yakarak, maddi zarara sebebiyet verdiği gibi, tüm çevreyi ve
doğayı kirleterek de insanların geçim kaynaklarını yok
etmektedir.
"Sekiz gün içinde rüzgar ile bulut gibi uçarak dünyanın her
tarafına yayılır." O ateşin, "rüzgar ile bulut gibi uçan"
kendisi değil dumanıdır. Burada benzetme yapılarak dumanın
bulutlara kadar yükseleceği de anlatılmıştır. Bu duman rüzgarın
etkisiyle her yöne doğru yayılmaktadır.
"Geceki sıcağı, gündüzki hararetinden daha şiddetlidir." O
ateşin hem gündüz, hem gece devamlı yandığı anlaşılmaktadır.
"O ateş insanların başının üzerinden arşın altına kadar
yaklaşarak, yeryüzü ile gökyüzü arasında gökgürültüsü gibi
korkunç gürültüsü olur." O ateşin çok yükseklere kadar
tırmandığına ve bu ateşten gökgürültüsü gibi pek şiddetli bir
gürültü ile patlamalar meydana geldiğine işaret edilmektedir.
"Gökte alışılmış olan kırmızılığın aksine bambaşka bir
kızıllık yayılacak." Hadisin bu kısmında, olayın gece
vakitlerinde meydana geleceğine işaret edilmiştir. Gece vakti
meydana gelen büyük infilakın alevleri çok şiddetli bir
aydınlanma yapar. Bu kızıl alevlerin meydana getirdiği kızıl
aydınlanma, halkın mutad üzere alışık olduğu kırmızı "tan"
aydınlanmasından çok ayrıdır. Çünkü gece vakti böyle gündüz gibi
aydınlanma olağanüstü bir olaydır.
Tan: Güneş doğarken ve batarken oluşan ve güneşin aydınlatma
gücünün zayıflayıp, beyaz ışıktan kırmızı ışık yayar duruma
geldiği vakitlerdeki hali.
11) BÜYÜK OLAYLARIN VE HAYRET VERİCİ ŞEYLERİN
MEYDANA GELMESİ
|
Onun zamanında büyük hadiseler vuku
bulacak.
(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il
Muntazar, s. 27) |
| Onun zamanında nice
hayret veren haller zuhur edecektir.
(Mektubat-ı Rabbani, 2/258) |
|
Onun zuhur mebdeleri ve mukaddimeleri
(çıkış alametleri) Resulullah efendimizin irhasatına*
benzer.
(Mektubat-ı Rabbani, 2/258) |
Hz. Muhammed (sav)'in doğumundan önce büyük ve olağanüstü
olaylar meydana gelmişti. Doğduğu gece yeni bir yıldız doğmuş,
ateşe tapan İran padişahlarının sarayının 14 burcu yıkılmış,
İran'da 1000 yıldır yanmakta olan Mecusi ateşi sönmüş, Semavi
Vadisi sel suları altında kalmış, Save Gölü kurumuştu vs...
Yukarıdaki rivayetlerde işaret edildiği gibi, Mehdi'nin or
taya çıkışı da, Peygamber Efendimizinkine benzeyecektir. Onun
çıkışı döneminde de büyük ve harika olaylar olacaktır. Son 100
yıldır dünya üzerinde meydana gelen büyük olayların bazıları
şöyledir:
- Kabe basıldı ve çok sayıda Müslümanın kanı akıtıldı.
- 2500 yıllık İran şahlığı yıkıldı ve İran Şahı Rıza Pehlevi
öldü.
- Hindistan'ın Bombay kentinde bir fabrikadan sızan gaz
20.000 kişinin ölümüne yol açtı.
- İki Müslüman ülke olan İran ve Irak arasında 8 yıl sürecek
bir savaş başladı.
- Ruslar, Afganistan'ı işgal etti.
- Mexico City şiddetli bir depremle yerle bir oldu.
- Kuzey Kolombiya'daki Nevada Del Ruiz yanardağı 400 yıldır
ilk kez patladı. Eriyen kar ve buzun oluşturduğu çamur yüzünden
Armero kenti haritadan silindi. 20.000 kişi öldü.
- Bangladeş'teki sel 25.000 kişinin ölümüne sebep oldu.
- Hıristiyanlığın merkezi Roma'yı sular bastı.
- 1986'da Çin'de tarihinin en büyük orman yangını oldu.
- Hindistan Başkanı Gandi, Mısır Devlet başkanı Enver Sedat,
İsveç Başbakanı Olof Palme öldürüldü.
- Papa II. Jean Paul vuruldu.
- 1980 yılı başlarında ilk AIDS vakaları tespit edildi. Şu
ana kadar on binlerce kişinin ölümüne sebep olan bu hastalığa
"Çağın Vebası" ismi verildi. AIDS, 1960'larda Amerika'da
başlayan ve her çeşit cinsel serbestliği getirmiş olan "Seks
Devrimi"ni sona erdirdi.
* İrhasat: Hz. Muhammed (sav)'in peygamberliğinden evvel
meydana gelen olağanüstü hallerdir ki, bunlar peygamberliğine
delil teşkil eden olaylardandır.
- 1986'da uzay mekiği Challenger fırlatılışından sonra
infilak etti.
- 26 Nisan 1986'da Ukrayna'daki Çernobil Nükleer Santralında
şimdiye kadar görülen en büyük nükleer kaza meydana geldi.
Birçok Avrupa ülkesi yayılan radyasyondan etkilendi.
- Ozon tabakasının delinmesi Dünya iklimi üzerinde çok
olumsuz etkiler bıraktı.
- Sovyetler Birliği yıkıldı ve Gorbaçov'la birlikte Bağımsız
Devletler ortaya çıktı.
- Irak'ın Kuveyt'i ilhak etmesinden sonra yıllarca sürecek
olan Körfez Savaşı başladı.
- Ermenistan'daki depremde kent harabeye dönüştü. 500.000
kişi evini terk ederken, ölü sayısı 40.000'i aştı.
- 1989 yılında Çin'de komünist bölükler tanklarla
öğrencilerin üzerine yürüdü, Tiananmen meydanında 2000 öğrenci
öldü.
- Soğuk Savaşın sembolü olan Berlin duvarı inşasından tam 28
yıl sonra yıkıldı.
- 1990 yılında Kabe'deki tüneldeki izdihamda 1400'den fazla
hacı hayatını yitirdi.
- 1991 yılında Bangladeş'te meydana gelen sellerin sonrasında
120.000'in üstünde kişi öldü, milyonlarca kişi evsiz kaldı.
- Son 20 yıldır Amerika'da fırtınalar, kasırgalar, hortumlar
ve seller durmak bilmedi. Binlerce insan öldü, milyonlarcası
evini terk etti ve zarar her seferinde milyar dolarlarla
ölçüldü.
- Bosna ve Kosova'daki katliamda yüz binlerce Müslüman
öldürüldü ve yüz binlercesi yurtlarından çıkarıldı.
- Ebola virüsü on binlerce kişinin ölümüne sebep oldu.
- El Nino tüm dünya ülkelerine çok büyük felaketler getirdi.
- 19 Ekim 1987'de Londra Borsası çöktü. Yaşanan büyük panik
sonucunda 50 milyar sterlinlik değer kaybı yaşandı.
- 19 Nisan 1995'de ABD'nin Oklahoma kentindeki Federal Binaya
yapılan bombalı saldırıda 168 kişi öldü.
- 22 Mart 1997'de Hale-Bopp kuyruklu yıldızı, saatte 160 km.
hızla Dünya'nın 195 milyon km. yakınından geçti. Çıplak gözle
izlenebilen Hale-Bopp'un geçişi, tüm dünyada milyonlarca kişi
tarafından büyük bir ilgiyle karşılandı.
- 10 Mayıs 1997'de İran'daki 7.1 şiddetindeki depremde 1500
kişi öldü.
- 4 Şubat 1998'de Afganistan'daki 6.1 şiddetindeki depremde 5
bin kişi hayatını kaybetti.
- 25 Ocak 1999'de Kolombiya'daki 6 şiddetindeki depremde 1171
kişi hayatını kaybetti.
- 21 Eylül 1999'da Tayvan'daki 7.6 şiddetindeki depremle
2100'den fazla kişi hayatını kaybetti.
- 11 Eylül 2001'de ABD'ye, tarihin en büyük terörist
saldırısı düzenlendi: İki yolcu uçağı, sabah mesaisinin
başladığı saatlerde 18 dakika arayla New York'taki Dünya Ticaret
Merkezi'nin bulunduğu iki gökdeleni vurdu. Saldırıda beş binin
üzerinde insan öldü.

2500 yıllık İran şahlığı yıkıldı. İran Şahı Rıza
Pehlevi öldü.
|
İki Müslüman ülke, İran ve Irak arasında savaş
başladı.
|
|
Mexico City şiddetli bir depremle
yerle bir oldu.
Hindistan Başkanı Gandi, Mısır
Devlet başkanı Enver Sedat, İsveç Başbakanı Palme
öldürüldü.
Ruslar Aganistan'ı işgal
ettiler.
 
Uzay mekiği Challenger 1986
yılında fırlatılışından hemen sonra infilak etti.
|
1986'da Ukrayna'daki Çernobil
Nükleer Santralında şimdiye kadar görülen en büyük nükleer
kaza meydana geldi.
Ozon tabakasının delinmesi mevsimleri olumsuz yönde
etkiledi.
|
|
Sovyetler Birliği yıkıldı. Bağımsız Devletler ortaya
çıktı.
|
|
Bosna ve Kosova'da yapılan katliamda binlerce Müslüman
öldürüldü ve yüzbinlercesi yurtlarından çıkarıldı.
|
|
El Nino tüm dünyü üzerinde çok büyük iklim
değişikliklerine sebep oldu.
|
Papa II. Jean Paul
vuruldu.
|
Ebola virüsü binlerce kişinin
ölümüne sebep oldu.
|
1980 yılı başlarında ilk AIDS vakaları tespit edildi.
Şu ana kadar on binlerce kişinin ölümüne sebep olan bu
hastalığa "Çağın Vebası" ismi verildi. AIDS 1960'larda
Amerika'da başlayan ve her çeşit cinsel serbestliği
getirmiş olan "Seks Devrimi"ni sona erdirdi.
|
|
Amerika'da son 20 yıldır hortum, kasırga ve seller
milyonlarca dolarlık zarara yol açtı. |
|
ABD'nin New York ve Washington
şehirlerine tarihin en büyük terörist saldırısı
düzenlendi. |
|
12) GÜNEŞ'TEN BİR ALAMETİN BELİRMESİ
|
O, (Mehdi), Güneş'ten bir alamet
belirinceye kadar gelmeyecektir.
(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il
Muntazar, s. 47) |
| Güneş alamet olarak
doğmadıkça Mehdi çıkmayacaktır.
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il
Ahir Zaman, s. 33) |
Güneş'te belirecek olan bu alamet, 20. yüzyılda görülen büyük
patlama olabilir.
GÜNEŞ TUTULMASI
11 Ağustos 1999 yılında gerçekleşen Güneş tutulması
yüzyılımızın son tam Güneş tutulmasıdır. İlk kez bu kadar çok
insan Güneş tutulmasını, hem de bu kadar uzun bir süre
izleyebilmiş, inceleme fırsatı elde etmiştir. Bu tutulmada
dikkat çeken bir nokta da Türkiye'nin de bu tam tutulmanın en
iyi izlendiği ülkelerden birisi olmasıdır. Bartın'dan Silopi'ye
kadar, yaklaşık olarak 12 şehir ve 100 ilçe tutulmayı
gözleyebilmiştir.
Bu kadar işaretin birarada ve çok kısa bir zaman dilimi
içinde art arda gerçekleşmiş olması elbette tesadüf değildir. Bu
işaretler Allah'ın inanan kullarına birer müjdesidir.
KİTAB-I MUKADDES'TE AHİR ZAMAN
Kitabın buraya kadar olan bölümünde Peygamberimiz (sav)'in
hadislerinde ahir zaman ile ilgili verilen bilgileri gördük.
Buradan da anlaşıldığı gibi ahir zaman ile ilgili olarak
elimizde İslami kaynaklara ait çok sayıda bilgi mevcuttur. Bu
durumda karşımıza şöyle bir soru çıkmaktadır: Acaba
İslamiyet'ten önceki hak dinlerin kaynaklarında ahir zaman
konusu belirtilmiş olabilir mi? Allah, ahir zamandaki olaylarla
ilgili Peygamberimiz (sav)'den önceki elçilere de bazı haberler
vermiş olabilir mi? Elbette bu mümkündür. Tevrat ve İncil'in
içinde ahir zamanla ilgili söylenmiş sözlerin olması
muhtemeldir.
Tevrat ve İncil her ne kadar tahrif edilmişse de, bu
kitaplarda yer alan açıklamalardan Peygamberimiz (sav)'in sahih
hadislerine ve Kuran ayetlerine uygun olanların, orijinal olma
ihtimali kuvvetle muhtemeldir. Nitekim Kitab-ı Mukaddes'teki
açıklamalar incelendiğinde ahir zamana yönelik işaretler
bulunduğu, ve üstelik bu işaretlerin İslami kaynaklarla arasında
birçok paralelliklerin mevcut olduğu dikkat çekmektedir. Söz
konusu açıklamaların bazıları şunlardır:
İNCİL'DE AHİR ZAMAN ALAMETLERİ
İncil'de ahir zamanın en belirgin özelliği Hz. İsa'nın ikinci
kez yeryüzüne gelişidir. Hz. İsa'nın gelişinden önce
gerçekleşecek olaylar hakkında bildirilmiş birçok belirti
vardır. Bu belirtilerin kimi çeşitli zamanlarda meydana gelmiş
olabilir. Ancak söz konusu belirtilerin yani ahir zamanla ilgili
bildirilenlerin hepsinin birarada olması Hz. İsa'nın geleceği
zamanın yaklaştığının alameti sayılmaktadır.
Daha önceden gördüğümüz gibi İslam kaynaklarına göre
Mehdi'nin, günümüzde İslam ahlakının yeryüzü hakimiyetine
yönelik çalışmalarına başlamış olması gerekmektedir. Mehdi, Hz.
İsa'ya zemin hazırlayacağına ve Hz. İsa gelince de birlikte
hareket edeceklerine göre, Hz. İsa'nın çıkışı da yakın zamanda
olacaktır.
Ahir zaman alametleri konusunda İncil ve İslami kaynaklar
birçok açıdan benzerlikler göstermektedir. Bu benzerliklerin
başında Hz. İsa'nın çıkış alametleri gelmektedir. Hz. İsa'nın
gelişinden önceki alametler hakkında İncil'de şöyle yazmaktadır:
Size şimdiden, bunlar olmadan önce söylüyorum
ki, bunlar olunca benim O olduğuma inanasınız. (Yuhanna 13:19)
İsa, Zeytin dağında otururken öğrencileri yalnız olarak
yanına geldiler. "Söyle bize" dediler, "bu dediklerin ne zaman
olacak, senin gelişini ve çağın bitimini gösteren belirti ne
olacak?" İsa onlara şu karşılığı verdi: "Sakın kimse sizi
saptırmasın! Birçokları, `Mesih benim' diyerek benim adımla
gelecek, birçok kişiyi saptıracaklar. Savaş gürültüleri, savaş
haberleri duyacaksınız. Korkmayın sakın! Bunların olması gerek,
ama bu daha son demek değildir. Ulus ulusa, devlet devlete savaş
açacak; yer yer kıtlıklar, depremler olacak. Bütün bunlar, doğum
sancılarının başlangıcıdır. "O zaman sizi sıkıntıya sokacaklar
ve öldürecekler. Benim adımdan ötürü tüm uluslar sizden nefret
edecek. O zaman birçok kişi imandan sapacak, birbirlerini ele
verecek ve birbirlerinden nefret edecekler. Birçok sahte
peygamber türeyecek ve bunlar birçok kişiyi saptıracak.
Kötülüklerin çoğalmasından ötürü birçoklarının sevgisi
soğuyacak. Ama sonuna kadar dayanan kurtulacaktır. Göksel
Egemenliğin bu müjdesi tüm uluslara bir tanıklık olmak üzere
bütün dünyada duyurulacak, ve son o zaman gelecektir. (Matta Bap
25/3-14)
SAVAŞLARIN ÇOĞALMASI:
Peygamberimizin Mehdi'nin çıkış alameti olarak işaret ettiği
"Dünya hercü-merc içinde kalacaktır" hadisinin bir benzerini
İncil'de de görüyoruz.
"Savaş ve isyan haberleri duyunca telaşlanmayın. Önce
bunların olması gerek. Ama son hemen gelmez." Sonra onlara şöyle
dedi: "Ulus ulusa, devlet devlete savaş açacak." (Luka 21:9-10)
Savaş gürültüleri, savaş haberleri duyacaksınız. Korkmayın
sakın! Bunların olması gerek, ama bu daha son demek değildir.
Ulus ulusa, devlet devlete savaş açacak... (Matta 24:6-7)
FIRAT'IN SUYUNUN KURUMASI,
İNSANLARI YAKAN ATEŞ VE DUMAN
Altıncı melek elindeki tası Fırat ırmağı
üzerine boşaltınca ırmağın suları kuruyuverdi. Böylece doğudan
gelen kralların orduları engellenmeksizin ilerleyebildiler. O
sırada Ejder'in, Çanavar'ın ve Yalancı peygamberin ağzından,
kurbağa kılığına girmiş üç tane kötü ruhun çıktığını gördüm
Mucizeler yaratan bu kötü ruhlar, yeryüzünde hüküm süren bütün
krallara giderek onları savaşa çağırdılar. Gücü sınırsız olan
Tanrı'nın büyük gününde... bu kralları İbranice Armagedon (Megiddo
Dağı) denilen yere topladılar. (Vahiy 16:12-16)
Toplanan atlıların sayısı 200 milyon idi...
İnsanlığın üçte biri bunların ağızlarından çıkan kükürtlü ateş
ve boğucu dumanla öldürüldüler. (Vahiy 9:16-18)
Yukarıdaki İncil açıklamalarında Fırat'ın sularının
kuruyacağı, Armagedon denilen yerde büyük bir savaş çıkacağı,
ateş ve dumanla insanların çoğunun öleceği anlatılmaktadır. Bu
alametler Peygamberimizin hadislerinde de mevcuttur. Fırat'ın
suyunun kesilmesi, doğudan çıkan ve insanları yakan bir ateşin
olması ve duman; bunların her biri Peygamberimizin ahir zamanla
ilgili söylediği alametlerden örneklerdir.
DOĞA OLAYLARI (KITLIKLAR, DEPREMLER):
Yeryüzünde olağanüstü doğa olaylarının gerçekleşeceğini
önceki bölümlerde ayrıntılı olarak incelemiştik. Bu belirtilerin
benzerleri Matta ve Luka İncillerinde de yer almaktadır. Buna
iki örnek şöyledir:
... Yer yer kıtlıklar, depremler olacak. Bütün
bunlar, doğum sancılarının başlangıcıdır. (Matta 24:7-8)
Dünyanın üzerine gelecek felaketleri bekleyen
insanlar korkudan bayılacak. Çünkü göksel güçler sarsılacak. (Luka
21:26)
Yeryüzündeki olağanüstü doğa olaylarının yanısıra gökyüzünde
de bazı alametlere işaret edilmektedir. Nitekim önceki
sayfalarda gök cisimleri ile ilgili olan bazı alametlere yer
vermiştik.
İncil'de de ahir zamanda gökte olağanüstü olayların
gerçekleşeceğinden bahsedilmektedir: Bunlardan bir tanesinde şu
ifadeler yer almaktadır:
Şiddetli depremler, yer yer kıtlıklar ve salgın
hastalıklar, korkunç olaylar ve gökte olağanüstü belirtiler
olacak. (Luka 21:11)
GÜNEŞ, AY VE YILDIZLARDA BELİRTİLER
GÖRÜLECEK
Ramazan Ayı'nda Güneş ve Ay tutulmasının gerçekleşeceği
Halley ve Hale Bob kuyruklu yıldızlarının dünyanın yakınlarından
geçeceği ve bu geçişlerdeki ilginç noktaları hadislerle
bağlantılı olarak açıklamıştık. İncil'de gökyüzündeki bu
olayların, ahir zamanın habercisi olduğu belirtiliyor:
Güneş'te, Ay'da ve yıldızlarda belirtiler
görülecek. Yeryüzünde uluslar denizin ve dalgaların uğultusundan
şaşkına dönecek, dehşete düşecekler. Dünyanın üzerine gelecek
felaketleri bekleyen insanlar korkudan bayılacak. Çünkü göksel
güçler sarsılacak. (Luka 21:25-26)
O günlerin sıkıntısından hemen sonra, `Güneş
kararacak, Ay ışığını vermez olacak, yıldızlar gökten düşecek ve
göksel güçler sarsılacak.' (Matta 24:29)
KÖTÜLÜKLERİN ARTMASI
İnsanlardaki ahlak bozukluğu ve bununla bağlantılı olarak
insanlar arasındaki sevgi ve saygının ortadan kalkması ahir
zaman alametlerinin arasında gösterilmektedir. İncil'de de bu
alametler haber verilmektedir:
O zaman birçok kişi imandan sapacak,
birbirlerini ele verecek ve birbirlerinden nefret edecekler...
Kötülüklerin çoğalmasından ötürü birçoklarının sevgisi
soğuyacak. (Matta 24: 10, 12)
DİN DIŞI
YAŞANTI YAYGIN OLACAK
Dinin insanların yaşantısında belirleyici rol oynamaması ahir
zamanın bir diğer alameti olarak gösterilmektedir:
Çünkü öyle bir zaman gelecek ki, sağlam
öğretiye dayanamayacaklar. Kulaklarını okşayan sözler
dinleyebilmek için çevrelerine, kendi arzularına uygun
öğretmenler toplayacaklar. Kulaklarını gerçeğin sesine
tıkayacak, dönüp efsanelere dalacaklar. (II.Timoteyus 3-4)
İmandan dönüş Ruh açıkça diyor ki, sonraki
zamanlarda bazıları imandan dönecek. (I.Temoteyus 4:1)
Şunu bil ki, son günlerde çetin anlar
olacaktır. İnsanlar, kendilerini seven, para düşkünü, övüngen,
kibirli, küfürbaz, anne baba sözü dinlemez, nankör, kutsallıktan
ve sevgiden yoksun, uzlaşmaz, iftiracı, özünü denetleyemeyen,
azgın ve iyilik düşmanı olacaklar. Hain, aceleci, kendini
beğenmiş, Tanrı'dan çok eğlenceyi seven, Tanrı yolundaymış gibi
görünüp bu yolun gücünü inkâr edenler olacaklar. Böylelerinden
uzak dur. (II.Timoteas 3:1-5)
Nuh'un günlerinde nasıl olduysa, İnsanoğlu'nun
gelişinde de öyle olacak. Nuh'un gemiye bindiği güne dek,
tufandan önceki günlerde insanlar yiyip içiyor, evlenip
evlendiriliyorlardı. Tufan gelinceye, hepsini süpürüp
götürünceye dek başlarına geleceklerden habersizdiler.
İnsanoğlu'nun gelişi de öyle olacak. (Matta 24:37-38)
İNANANLARA
BASKILAR
Dünyanın birçok bölgesinde insanlar "Rabbimiz Allah'tır"
dedikleri için, olası bir tehlike olarak görülmekte ve bu yüzden
baskılara maruz kalmaktadırlar. İncil'de inanan insanları
bekleyen bu tehlike şöyle haber verilmektedir:
O zaman sizi sıkıntıya sokacaklar ve
öldürecekler. Benim adımdan ötürü tüm uluslar sizden nefret
edecek. (Matta 24:9)
Luka İncili'nde yer alan başka bir açıklamada inananları
bekleyen baskı ve işkencenin boyutları şöyle anlatılıyor:
Ama bütün bu olaylardan önce sizi yakalayıp
zulmedecekler. Sizi havralara teslim edecek, zindanlara
atacaklar. Benim adımdan ötürü kralların ve valilerin önüne
çıkarılacaksınız... Anne babalarınız, kardeşleriniz, akraba ve
dostlarınız bile sizi ele verecek ve bazılarınızı
öldürtecekler... Dayanmakla canlarınızı kazanacaksınız.. (Luka
21:12,16,19)
ZENGİNLERİN SERVETLERİ ARTACAK
Ahir zamanda fakirlik, kıtlık yaşanırken, bir yandan da
zenginlerin malları ve servetleri artacak. Yani az olan zengin
kesim daha da zenginleşecek ve diğer insanlarla aralarında
uçurum meydana gelecek:
Zenginlere uyarı! Dinleyin şimdi ey zenginler,
başınıza gelecek felaketlerden ötürü feryat ederek ağlayın.
Servetiniz çürümüş, giysinizi güve yemiştir. Altınlarınız,
gümüşleriniz pas tutmuştur. Bunların pası size karşı tanıklık
edecek, etinizi ateş gibi yiyecektir. Son günlerde servetinize
servet kattınız. (Yakup'un Mektubu, 5:1-3)
YALANCI PEYGAMBERLER ÇIKACAK, BİRÇOĞU
MESİH OLDUĞUNU İLAN EDECEK
Ahir zamanda Hz. İsa olduğunu iddia eden birçok insan çıkacak
ve bazı insanlar açıkça peygamberliklerini ilan edeceklerdir.
Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde Mehdi'nin çıkış alameti
olarak gösterilen sahte Mesih'lerin çıkışı İncil'de de
bulunmaktadır:
Birçokları, `Mesih benim' diyerek benim
adımla gelecek, birçok kişiyi saptıracaklar. (Matta 24: 5)
Eğer o zaman biri size, `İşte Mesih burada',
ya da `İşte şurada' derse, inanmayın. Çünkü sahte mesihler,
sahte peygamberler türeyecek; bunlar büyük mucizeler ve
harikalar yaratacaklar. Öyle ki, ellerinden gelse, seçilmiş
olanları bile saptıracaklar. İşte size önceden söylemiş
bulunuyorum. (Matta 24: 23-25)
Birçok sahte peygamber türeyecek ve bunlar
birçok kişiyi saptıracak. (Matta 24:11)
İsa, "Sakın sizi saptırmasınlar" dedi.
"Birçokları, `Ben O'yum' ve `Zaman yaklaştı' diyerek benim
adımla gelecekler. Onların ardından gitmeyin. (Luka 21:8)
SON GÜNLERDE BÜYÜK SIKINTILAR YAŞANACAK
VE KARIŞIKLIKLAR OLACAK
Çünkü o günlerde öyle korkunç bir sıkıntı olacak ki, dünyanın
başlangıcından bu yana böylesi olmamış, ondan sonra da
olmayacaktır. O günler kısaltılmamış olsaydı, hiç kimse
kurtulamazdı. Ama seçilmiş olanlar uğruna o günler kısaltılacak.
(Matta 24: 6, 21-22)
Daniel peygamberin sözünü ettiği yıkıcı iğrenç şeyin kutsal
yerde dikildiğini gördüğünüz zaman Yahudiye'de olanlar dağlara
kaçsın. Çünkü o günlerde öyle korkunç bir sıkıntı olacak ki,
dünyanın başlangıcından bu yana böylesi olmamış, ondan sonra da
olmayacaktır. (Matta 24:15,21)
HZ. İSA'NIN İKİNCİ KEZ YERYÜZÜNE GELİŞİ
Daha önce de değindiğimiz gibi, Hz. İsa'nın ikinci kez
yeryüzüne gelişi konusu İncil'in en temel konularından biridir.
İncil'de, insanlar, Hz. İsa'nın hayatından örnekler verilerek
eğitilmeye çalışılır; bir yandan da sık sık İsa Peygamberin
tekrar geleceği haber verilmekte ve tüm inananlar böylesine
büyük bir olay karşısında hazırlıklı olmaya davet edilmektedir.
Hz. İsa'nın gelişi ile ilgili bazı İncil açıklamaları
şöyledir:
"O zaman İnsanoğlu'nun belirtisi gökte
görünecek. Yeryüzündeki bütün halklar ağlayıp dövünecek,
İnsanoğlu'nun gökteki bulutlar üzerinde büyük güç ve görkemle
geldiğini görecekler. (Matta 24:30)
İsa bunları söyledikten sonra, onların gözleri
önünde yukarı alındı. Bir bulut O'nu alıp gözlerinin önünden
uzaklaştırdı."Ey Celileliler, neden göğe bakıp duruyorsunuz?"
diye sordular. "Sizden göğe alınan bu İsa, göğe çıktığını nasıl
gördünüzse, aynı şekilde geri gelecektir. " (Elçilerin İşleri
1:9)
Bu arada, mübarek ümidimizin gerçekleşmesini,
ulu Tanrı ve Kurtarıcımız İsa Mesih'in yücelik içinde gelmesini
bekliyoruz. (Pavlus'un Titus'a Mektubu, 2:13)
Bütün bunlar, Rab İsa alev alev yanan ateş
içinde güçlü melekleriyle gökten gelip göründüğü zaman olacak.
Rabbimiz İsa, Tanrı'yı tanımayanları ve kendisiyle ilgili
müjdeye uymayanları cezalandıracak. (2.Selaniklilere 1:7-8)
İkinci kez, günah yüklenmek için değil,
kurtuluş getirmek için kendisini bekleyenlere görünecektir.
(İbraniler 9:28)
İşte, bulutlarla geliyor! Her göz O'nu
görecek... (Esinleme 1:7)
"Bunun için size, `İşte Mesih çölde' derlerse
gitmeyin. `Bakın, iç odalarda' derlerse inanmayın. Çünkü
İnsanoğlu'nun gelişi, doğuda çakıp batıya kadar her taraftan
görülen şimşek gibi olacaktır. (Matta 24:26-27)
İsa, "Söylediğin gibidir" karşılığını verdi.
"Üstelik size şunu söyleyeyim, bundan sonra İnsanoğlu'nun,
kudretli Olan'ın sağında oturduğunu ve göğün bulutları üzerinde
geldiğini göreceksiniz." (Matta 26:64)
|
Şüphesiz o (İsa),
kıyamet-saati için bir ilimdir. Öyleyse ondan yana hiçbir
kuşkuya
kapılmayın ve Bana uyun. Dosdoğru yol budur.
(Zuhruf Suresi, 61) |
|